25 Aralık 2007 Salı

Uluslararası Platformda Terörizm

Bazı uzmanlar; yazılı belgelerle kanıtlanmayan örgütsel desteğin, gizli nitelik taşıdığını, bunun sonucu olarak ta devletleri “açık destek” vermekle itham etmenin ve bu konuda ilgili devleti uyarmanın uluslar arası hukuk karinesine aykırı olduğunu dile getirmektedir.

Evrensel siyasi etik çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığında bu görüşe katılmak gerekir. Ancak güçlü devletlerin hiç biri, yaptığı istihbarat sonucunda, içeride barınan terör grubuna destek veren dış devletleri tespit ettiğinde, uyarmak için uluslar arası hukukun unsurlarına itibar etmezler. Çünkü; yapılan istihbarat kesin bulguları içermektedir. Ne var ki bu bulguların yazılı olarak tesbiti mümkün değildir. Bu durumun karşısında, salt yapılan istihbarat sonucunda elde edilen verilere dayanılarak terör destekçisi devlete yönelik ihtar ve tehditler verilir.

Bu tutumun tamamen hatalı olduğunu iddia etmek bana pek mantıklı gelmiyor. Böylesi gizli ilişkiler, siyasal süreç ve nitelik gereği zaten gizli inşa edilmektedir. Bununla birlikte, grupsal, bölgesel terör ile iç savaşın temelleri oldukça gizlidir. Öyle ise; iç terörle mücadele eden devlet, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle sonuçlandırdığı istihbarat çalışmalarını değerlendirirken, iç terörü oluşturan dış desteğin önüne geçmek için siyasi yada fiziki faaliyetler uygulayabilir.

Suriye’yi ele alalım…

Bölücü terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ı ve militanları uzun süre muhafaza eden, Öcalan yönetimindeki Bekaa’da bulunan Mahzun korkmaz kampının varlığını gizleyen Suriye, Türkiye’nin bu yöndeki ihtarlarını dayanaksız olduğunu ifade etmiştir.

Oysa gerek T.S.K. istihbaratı, gerek M.İ.T. gerek ise Terörle Mücadele Harekât Daire Başkanlığı’nın sağladığı istihbarat sonucunda bu durum kesinlik kazanmıştır. Buna rağmen Türk makamları, uyarı ve ihtarlarında oldukça ölçülü davranmış, uluslar arası hukuka muhalefet etmemek için devamlı nota vermekten sakınmıştır.

Oysa; Bekaa’da bulunan Mahzun Korkmaz militan kampında düzenlenen bir bombalı saldırı ve terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın evinin bulunduğu bölgede gelen bombalı saldırı olaylarında Suriye, Türk büyük elçiliğine defalarca nota vermiştir.

Çelişkiyi fark etmişsinizdir eminim…

Suriye; “Topraklarımızda terör kampı yok” diyor, bir yandan da terör kampı ve örgüt lideri evi civarında meydana gelen patlamalardan Türkiye’yi sorumlu tutarak nota veriyor…

Aslında ortada yazılı olamayan bir “kabül” vardır…

Terör yuvası barındıran ülkeler, söylem ve ifadelerde bu durumu daima red ederken, gizli ilişkiler devam ediyor.



Doğan Erbaş

0 yorum: