07 Ocak 2008 Pazartesi

Abdullah Çatlı








Abdullah Çatlı hayranları bana kızmasın ama ömrünü boş işlere harcayarak yeryüzündeki insan taifesinden ayrılanlardan biri o.

Türkiye'deki Türk'ün Türk'le vatan aleyhine sonuçlanan mücadelelerde imzası var onun.

O bir mafya değil mi?

Bizim cahil toplumumuz onun gibileri kutsallaştırır, çünkü sert ve güçlü biri ya o!

Vatan için çalışmamıştır, kendisi için çalışmıştır.

Türkiye'yi temsil edip de yabancı düşmanları dize getiren gizli bir ajan olsaydı da biz de onu alkışlasaydık.

Bizlerin çoğu ilimden ve sanattan nasipsiz olduğumuz için güzellikler üreterek adımızdan söz ettirme imkanından mahrumuz. Bu yüzden kaba kuvvet ve şiddetle içimizde birikmiş enerjiyi tüketiriz.

Ömrünü hayra adamış maharetli insanlar için Abdullah Çatlı ne de kötü bir örnek!

Kaba kuvvet ortamından yetişmiş biri olarak kendisine de çevresine de fayda getirmeyen işlerle uğraşarak hayata veda etmiştir. Böylesine birini onun gibi çete ruhlu insanlardan başkası sevmez. Çetelerin sonu ise tuzağa düşmektir. Ölümü de kurduğu tuzağa kendisinin yuvarlanmasıydı.


Latif Türkdoğan

6 yorum:

Adsız dedi ki...
Bu kayıt, bir blog yöneticisi tarafından kaldırılmış.
Adsız dedi ki...
Bu kayıt, bir blog yöneticisi tarafından kaldırılmış.
Adsız dedi ki...
Bu kayıt, bir blog yöneticisi tarafından kaldırılmış.
Adsız dedi ki...
Bu kayıt, bir blog yöneticisi tarafından kaldırılmış.
Ferhat dedi ki...

Latif beğ;

Burada yazınız ilmi delillerden uzak olarak hamasi yazılmıştır. Eğer size bir bölüm ayrılmış ise burada, size düşen bir savı delillendirmektir, aksi halde sokakda ya da kahvehane de yapılanların dışında birşey yapmış olmazsınız!

Tabi burada güçlü delillere dayanmanız icap eder. Eğer Perinçek ya da onun muhiplerinden Adnan Akfırat tarafından hazırlanan kitap veya makalelere dayanırsanız bu da yetersiz bir yaklaşım olur, onlarında hamaset ile olaya yaklaştığı aşikârdır. Örneğin Bay Pipo'da Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul ufakta olsa kendilerinin devlet için yaptıkları hizmetler de adı geçiyor. Ayrıca Saygı Öztürk'te kitaplarında buna yer vermiştir, mesela Haluk Kırcı veya Korkut Eken hakkında yazılan kitaplarını incelemenizi tavsiye ederim.

Tuncay Özkan'ın da eski kitaplarının birinde bunlara işaret ettiğini anımsıyorum. Sanırım Can Dündar da bu konuyla ilgili Ergenekon diye bir kitap çıkararak söz etmişti. Velhasılı sözleriniz gerçekliği yansıtmıyor, olaya daha hakim olmanızı tavsiye ederim.

TTK
Ferhat SARIKAYA

Adsız dedi ki...

birincisi,yapılan yorumların tamamına yakınını neden sildiğinizi anlayamadım.Böyle şeyleri yazan birisi bence hoşgörülü olmalıdır.Ama tam tersine silinmiş bütün yorumlar.Kardeşim kusura bakmayın siz ona inananlara bu yazlıyla küfür edersiniz,herhangi bir kanıt ve belge olmadan kafanıza göre bilmiş bir edayla kimine göre Koca Reis'i boş olmakla itham ederseniz,kusura bakmayınız küfürü hakettiniz demektir.Ayrıca Abdullah Çatlı kaba kuvvet ortamında değilde daha çok dinine bağlı zararsız,kendi çapımda bir aile içinde yetişmiştir. Yazmışsınız ki ''Çetelerin sonu ise tuzağa düşmektir. Ölümü de kurduğu tuzağa kendisinin yuvarlanmasıydı.'' evet, O bir tuzağa düştü ama Devlet'in karanlık odak güçlerinin tuzağına düştü.Hatta ve hatta kalleşçe,adice bir tuzağa düşürüldü.Sizin gibi zihniyet bunca sene onları karaladı ama sadece BOŞ laflarla.