20 Ocak 2008 Pazar

Fethullah Gülen

img141/6020/fgulenml2.jpg




Fethullah Gülen çok mutlu !!!

Gazetede resmi vardı, gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Bu parlayış Sam Amca'yı dinini tahrip etmeden memnun etmenin sevinç ışıması olmalıydı.

Halktan kopuk olmaya muhalefet eden Gülen, kahve köşelerinde çürümüş insanları arkasına alıp da ıssız bir ovaya bu denli umutlu ve mutlu bir şekilde bakamazdı.

Ayrıca eline kazma kürek alıp çiftçinin yanında çalışmayı da göze alamayacak kadar sınıf atlamış ve Mescid-i Aksa'nın inşaasında amele gibi çalışmaktan gocunmayan peygamberimizin de sünnetine muhalefet ettiğinin farkında değil.

Gözlerin ışıl ışıl parlasın Gülen Bey. Arkanızda çakı gibi Sam Amca var. Sakın Türkiye'ye geliyim demeyin.

Ömrünün son anlarında geçmişine bakıp mutluluktan sevinç göz yaşları dökülüyor olmalıydı, gazetedeki tam boy resmi de bunun kanıtı gibiydi.

Aman Allah'ım bu nasıl bir cennet yolculuğu diye kalbi ağlayan birileri var.

Türk sosyetesinin dikkatini çekmek için mevlevi bir anlayışla magazin basınında fitneyi göz önüne getirenlerle kaynaşma yemeği verilmişti.

Ama Gülen Bey, Türk sosyetesini aşmış, Amerikan hayranı oluvermiş.

Bir zamanlar yüksek zümreye bakarken içi gidiyordu şimdi, Türkiye'deki yüksek zümrenin onun için bir önemi kalmadı. Artık Amerikan sosyetesine bakıyor, gözler ve sözler. Öyle etkili olmalı ki dini kullanıp onların da dikkatini üzerine çekebilsin. Amerika da Atatürk düşmanlarını çok sever zaten. Köşeyi dönmesine ramak kaldı...

Firari olmayıp da kendi halkına dön, ihtiyar adam. Kolay yolu seçme kendine. Yasalar hakkında hüküm versin, zindanda olmaktan korkma. Hem o zaman ibadet etmeye vaktin daha çok olur, seni günaha sürükleyecek bir rant kavgası da yok. Nurcu ayaklarını bırakıp hakiki sünnete dön istersen.

Nasıl oldu da böylesine Amerikancı oldun hayret. Bir zamanlar kulağına küpe takıp Amerikan müziği dinleyenlere sinirlenirdin.

Ama şunu unutma, köşeyi döndüğünü sanan adam. O yolun sonu bildiğin gibi değil.

Bir düşün, yüksek kamarada Mr. Smith'in, dinine bağlı yabancı bir misafirisin. İçeri girdin, Smith ailesi kapıdan içeri girdiğinde seni göklere çıkarıyor, güdülen biri ol diye. Sen ise bir anda ürpermen geçiyor ve onların aile fertleriyle tokalaşıp misyoner gibi Amerikan çıkarları için Türkiye'deki faaliyetlerin hakkında bilgi veriyorsun. Smith ailesi heyecanlanıyor ve mutlu oluyor. Çünkü sen onların gözünde karıştırıcı bir silahsın. Türkiye aleyhine bir silahsın, çünkü elinden başka bir iş gelmiyor.

Görüşme sonrası çekip gidiyor Gülen efendi ve Mrs Smith ile Mr Smith bu kel başlı müslüman misyonere arkasından "sen bizim iyi bir uşağımızsın, ne mutlu bize" şarkısını söylüyorlar.

Bunlardan habersiz olacak kadar kör, şaşı ve dilsiz, ne mal olduğu belirsiz adamımız cennete gideceğine o kadar inanmış ki mutlu ve huzurlu uşak olarak yaşamaya devam ediyor.

Latif Türkdoğan

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Dik kafalı gereksiz insanlarsınız!

Adsız dedi ki...

M.Fethullah Gülen Hocaefendi'ye Açık Mektup


Degerli Hocam,


Oncelikle boyle buyuk bir hizmeti devam ettirdiginiz ve bircok hayra vesile
oldugunuz icin size ve size destek olanlara tesekkur etmek istiyorum.


Senelerdir hizmet camiasinin icinde ve bircok organizasyonlarinda aktif /
katilimci olarak bulunma firsatim oldu. Bu organizasyonlarda ve hizmetlerde
olusan manevi havanin tesirinin, Allah'in rahmetinin ve Peygamber
Efendimiz'in (s.a.v) nurayiyetinin anlatilmasina ve bu hususta calisan
hizmet erlerinin ihlaslarina bagli oldugunu dusunuyorum.


Lakin, son zamanlarda, ozellikle hizmetin bircok alanda kendini gosterebilme
firsatina sahip oldugu gunlerde, hizmetteki arkadaslarda kendini begenme,
basarilarin kendilerine ait olma gibi bir enaniyet havasi icerine girdigini
gormekteyim. Allah'in bu manevi harekete *"Yuru ya kulum"* diye hitap
ettigini ve ihlasli calismalara nazar ederek bircok guclugu hizmetin onunden
kaldirmasini maalesef bazi arkadaslar kendi cabalarinin sonuclari ve kisisel
gayretleri sonucu aldiklarini zannetmeye basladilar.


Oyle ki, bu arkadaslarin hizmette bulunduklari konumlari dahilinde, ayni
devlet kurumlarindaki *"makam-mevki"* kavrami gibi gorduklerini, zor durumda
kalan arkadaslara *"istersem yardim ederim, istersem etmem"* gibi bir hava
icerisine girdiklerini gordukce gidisatin pek iyi olmadigini soyleyebilirim.
Geldigi konumun tamamen Allah'in bir lutfu olmasini unutarak kendini
egolarina teslim eden ve hizmeti temsil noktasina gelmis bu arkadaslarin
oldukca dikkatli olmasi gerekir zira* TEMSİL* cok zor ve kritik bir
gorevdir. Iyi kullanilirsa bircok kisinin hizmete bakis acisi olumlu olarak
degisebilirken bazilari ise hizmetten soguyarak bu manevi havanin disina
itilmektedir. Daha da tehlikelisi, kendi enaniyetini kullanarak kisileri
hizmetten uzaklasitiran bu arkadaslar, bir de bu hareketlerine kilif bulmak
amacli *"Bu insanlari hizmet disladi, demek nasibi yokmus" *gibi bir dusunce
yapisi icine girerek olusan bu olumsuz durumun sebeplerini tamemen karsidaki
kisiye baglayarak kendi vicdanlarini rahatlatmaktadirlar.


Bircok insanin bazi zor durumlarinda hizmetin icinden olmasalar dahi
hizmetteki arkadaslardan yardim istediklerini biliyoruz. Bu yardimlara
cevap, ancak Allah rizasi icin yapilmalidir. Lakin, bircok durumda kisinin
sıkıntısının giderilmesi icin ona* Zaman Gazetesi*, *Sizinti
Dergisi*aboneligi sart kosulmaktadir. Sohbet, maddi yardim, abone
bulma, zor durumda
kalan arkadasin onune konan engeller haline gelmektedir. Halbuki bu
hizmetler tamamen vicdani bir muhasebe olup ikna metodu ile yapilmali degil
midir? Arkadas derdine deva ararken kendini derdinin tamamen disinda bircok
*"prosedur"* gibi engelle karsilasmakta ve yardim istedigine pisman
olmaktadir.Hizmet demek sadece Zaman'a, Sizinti'ya abone olmak, sohbetlere
katilmak, maddi-manevi yardim etmek, abone bulmak midir?


Ayrica bazi hizmet erleri, maalesef demek durumundayim, sizi *"sahabi" *gibi
gormekte ve sadece sizin dusuncelerinizin dogru oldugunu, baska fikirli
olanlarin ise tamamen yanlis oldugunu soyleyerek Islam dinimizin evrensellik
ozelligine aykiri bir harekette bulunmkatalar. Baska fikirli arkadaslara *"Hadi
orada sen de…"* dermiscesine ters davranip onlari tenkit etmekte ve
kendilerinden kacirmaktadirlar. Size soruyorum, sorun kacanda mi? Yoksa
kaciranda mi?


Ogrenci arkadaslar kendilerinden bircok fedakarlik yapip dunya zevklerinden
feragat edip hizmette aktif olarak rol almaktadirlar. Ama bircok arkadas
hizmette gorev almanin *"derslere onem vermeme hakki"*na sahip oldugunu
dusunerek derslerine onem vermemekte, okullarini uzatmakta ve toplumda
*"Hizmetteki
arkadaslar tembel"* izlenimi olmasina sebep olmaktadir. Bu arkadaslarin
sizce de derslerine digerlerinden daha fazla dikkat etmesi gerekmiyor mu?


Baska bir konu ise yine genc ogrencilerin evlilik cagina geldikleri icin ilk
adim olarak yine kendileri gibi hizmette gorev alan *kiz/erkek arkadas
bulduklari*, onlarla uzun sure gezdikleri (ailelerin haberi olmadan) ve
flort ettiklerini goruyoruz. Flort'un İslam dinimizde yeri oladigini herkes
bildigi halde neden bu konuda hizmetteki arkadaslar oldukca
duyarsizlastilar?


Genel intibada ise soyle bir hata soz konusu: Hizmette bulunmak sanki
Cennet'e girmenin garantisiymis gibi insanlar kendilerini bircok konuda emin
gormektedirler. Insanlarda* "ne de olsa hizmettenim, bana sefaat eden cok
olur, Hocaefendi bana sefaat eder" *gibi bir eminlik var. Ben sizin bir kul
olarak boyle bir *"Garanti Belgesi" *verebileceginizi dusunmuyorum.


*"Sir Kapisi"* ve *"5. Boyut"* gibi programlarda ise bircok mesaj verilmekte
ama bu mesajlar bazen amacini asmaktadir. Cunku programlarda bir insanin
basina bir kotuluk geldiginde bunu hemen *"demek ki o insan daha once baska
bir kotuluk islemis"* gibi bir izlenim icine sokulmaktadir. Halbuki Hadis-i
Serif'le de sabittir ki Allah c.c. kuluna husn-i zan edip de onu gormek
istedigi makama koymak isterse ama o kulun yaptiklari bu makama ulasmaya
yetmezse Allah o kulunu musibetle imtihan eder ve bunun karisiliginda kul o
makama ulasir. Ancak bu programlar o kadar ayni senaryoyla yazilamaya
baslandi ki, toplumda halis bir insanin basina bir musibet geldiginde
etrafindaki insanlar *"Hmm, demek daha once kotuluk yapmis ki, Allah da ona
boyle ceza veriyor" *gibi bir *KADER ANLAYISI* icine itmektedir. Bu
programlar degerli hocamiz Prof. Dr. Hayrettin Karaman tarafindan
incelenmesine ragmen kader mevzusunun bu sekilde basite indirgenmesi yanlis
degil midir? Oyle ki, hizmetteki insanlar kader konusunda o kadar rahatlar
ki sanki Allah katindan konusyormuscasina insanlarin kaderleri konusunda
acik ve net olarak gorebilmekteler. Cem Karaca'nin genclik zamanlarindaki
yasamindan sonra olumunden birkac sene once dusunce yapisini ve yasamini
muspet yonde degistirdigini biliyoruz. Onun vefatindan sonra hizmetteki bazi
bilgili arkadaslar *"Cem Abi'yi oteki tarafta biraz hirpalarlar ama sonra
kurtulur"* gibi bir cumleyi sarf ettiklerinde kufre dustuklerini fark
edemiyorlar mi?


Hizmetten bu ve benzeri sebeplerden sogumus veya ayrilmis arkadaslarin da
"sahislara takilmamasi" gerektigini vurgulayarak bu arkadaslarin yeniden bu
manevi bilincten uzak kalmamasini temenni ediyorum.


Degerli hocam, bu yazdiklarim sizi uzmek icin veya hizmette gercekten halis
niyetle gorev alan arkadaslarin manevi heveslerini kirmak icin degildir.
Lakin, bu derece onemli bir gorevin sorumlulugu altina giren insanlarin,
hele hele temsil gorevinin bu denli onemli oldugu cagimizin bu sartlarinda,
bu yanlislarin devam etmesi Gayretullah'a dokunabilir. *Hizmetteki bu manevi
bozulma topluma ve dunyaya aksederek, Islamiyete zarar verebilir diye
dusunuyorum.*


Hayirli gunler dilerim.


*Levent Yesilbursa*

Adsız dedi ki...

sevgili latif bey kardeşim;
bu sayfayı bu kadar güzel hazırlamış süslemiş püslemiş ve imla hatası bulunmayan kelimeler yazmaya çalışmışsın, keşke birazda 21. yüzyıl kafasıyla hareket edip araştırmacı ruhunu devreye soksan ve kulaktan dolma boş sözler sarfetmesen, kaldıki biz seni hem adil hem de yaklaşım olarak demokratik taraflardan yana olduğunu bilerek okuyor ve takip ediyorDUK insanlar çeşit çeşittir aziz dostum, senin çeşidin de gerçeği gören değil görmek istediğin gören cinsten bi çeşittir, daha adil daha demokrat ve kendi duygularını millete dikte etmemeye çalıştığın yazıları görmek temennisiyle hoşçakal..

Adsız dedi ki...

en moda savunma sözleri memleket hainlerinin; '' kulaktan dolma sözler...vs''