17 Şubat 2008 Pazar

RÖVANŞ GERİCİLİĞİMİZ VE İTHAL ŞERİATÇILIĞIMIZ





RÖVANŞ GERİCİLİĞİMİZ VE İTHAL ŞERİATÇILIĞIMIZ

Bugün yaşadığımız türbanda simgeleşip ayyuka çıkarılan laik antilaik,ilerici gerici gibi toplumu kutuplaştırıp, geren kaosa sevk eden,geçmişte orduyu muhtıralara,ihtilallere mecbur bırakan rejim sorununun kökleri uzak ve yakın geçmişimizdedir.

İlki osmanlının son yüzyılından gelen batılılaşma ve ıslahatlar karşıtı islamlaşma yanlılarının uzantılarıdır,meşrutiyet islamcıları diyebileceğimiz bu cenah laik cumhuriyeti hazmedemeyen,hesaplaşmak isteyen ;hilafet,saltanat ve şeriat yanlısı işi ecdatperestliğe vardırmış osmanlıcı rövanş gericiliğidir.bunlar osmanlıda başlıyan ıslahatlara batı taklitçiliği diyerek karşı çıkan osmanlının çöküşünü islamdan uzaklaşmak,islami kaidelere riayetsizlik, herşeyin batı taklidi olması nedeniyle toplumun yaşadığı manevi çöküşe bağlayıp çareyi aslına,islama dönmekte bulan ve de kurtuluş savaşının saltanat ve hilafeti,islamı kurtarmak için yapıldığını iddia eden ,cumhuriyetle hele hele laiklik ve devrim kanunlarıyla hayal kırıklığına uğramış bir kısmı istiklal mahkemelerindede yargılanmış,sonrasında takibatlara uğramış olanlar ve onların derin etkisinde kalan çocukları,talebeleri,cemaatleridir.

Esasen bunların özellikle bügüne gelen uzantıları olanlar yani mezartaşlarıyla övünüp mezardakileri diriltmeye çalışan beyni yıkanmış köylü çocukları Osmanlının yanından yöresinden geçemezler.Osmanlı hiç şüphesiz çok büyük çok şanlı bir medeniyettir ama tıpkı selçuklu gibi dönemini tamamlamış bitmiştir, mezardakiler günahları sevaplarıyla rahat bırakılmalıdır,hadler bilinmeden ham hayaller peşinde koşulmamalıdır.

Bunlar Atatürk ve cumhuriyetide benzer gerekçelerle batıcılıkla,dinsizlikle,dine dindarlara yasaklar getirmek dini toplum hayatından dışlamakla itham etmişler.cumhuriyet yönetiminin şanlı ecdadı,osmanlıyı inkar edip,karaladığını,toplumu tepeden inmeci otoriter baskıcı yollarla zorla değiştirdiklerini; dinden ve ecdattan,geçmişle,inançlarıyla olan bağlarından kopardıklarını iddia etmişler,ATatürk ve laik cumhuriyete karşı hınçlanmışlar,kinlerini sonraki kuşaklara taşımışlar bir rövanş peşine düşmüşlerdir.bu açıdan 2023 onlar için çok önemli bir hedef tarihtir..

Tabi bunlara karşı söylenecek çok şey vardır.bir kerre Atatürk ve laik cumhuriyet dine değil dinin suistimaline[siyasete,ticarete,feodaliteye alet edilmesine],osmanlıyıda geri bırakan her gelişmeye karşı çıkan bağnazlığa,yasakçı-günahçı taassuba,hurafelere,örümcek kafalı karacahil,miskin kaba softalığa karşıydı,bunlara karşı mücadele vermişti.evet laiklik dinsizlik değildir ama dinin suistimali ve dine göre devleti düzenlemekte değildir.

Kurtuluş savasının hilafet ve saltanatı kurtarmak için yapıldığı iddiasına gelince hilafet ve saltanat kurtuluş savaşına destekçi,yardımcımı olmuşlar yoksa kurtuluş savaşı onlara rağmenmi kazanılmıştır, kurtuluş savaşının ödülüne hangi hakla layik layık olabilirlerdi,hak eden milletti o hak millete verildi..

cumhuriyet yönetiminin osmanlıya bakışı ise her yeni yönetimin kendinden evvelki yönetime tavır koymasıyla alakalıdır;şöyle anlatalım hz.muhammed ve islam idarecileri kendinden evvelki müşrik düzenle ilgili nasıl bir tavır almıştır,müşriklerle bağdaşmış uzlaşmışmıdır yoksa onları çok şidetli eleştirmiş,yerin dibinemi sokmuştur.aksini yapsaydı islam islam olabilirmiydi.ve yine cumhuriyetin tepeden inmeci değişiminide aynı örnekle anlamaya çalışalım,islam kapı kapı gezip ikna yoluylamı müşrikleri islam yapmıştır yoksa tepeden inme,tepelerine ine inemi islamlaştırmıştır.

demekki her yeni çığır açan düzen öyle veya böyle aynı durumları kendilerinden evvelkiyle yaşamıştır;hatalar,yanlış uygulamalar,yaşın yanında kurununda yanması kaçınılmaz yol kazalarıdır.elbette cumhuriyet yönetimleride samimi dindarlarda doğal olarak karşılıklı sıkıntılar yaşamışlardır ama bunları bölünmeye,kutuplaşmara,çatışmalara ancak art niyetli devlet millet düşmanları,kişisel hırs ve emellerini herşeyin üstünde görenler malzeme yaparlar,işte rövanş gericilerimiz bu gaflet ve hıyanetin içinde olanlardır.
Bunlar hırs ve hınçla Atatürkü ingiliz ajanı,mason,sabetayist vb. karalamalarla toplumun gözünden düşürmeye çalışmışlar ama gelgelim kendileri kapalı kapılar ardında ABD,ingiliz,israil elçileriyle,ajanlarıyla işbirliğine gitmişler,mason şeyhlerin ellerini öpmüş,sabetayist şeyhlere tabi olmuşlardır..


Gelelim ikinci cenaha ithal şeriatçılara; 2.dünya savaşı ve sonrası iki kutuplu dünyada soğuk savaş döneminin getirdiği, ABD nin sovyet yayılmacılığına karşı geliştirdiği yeşil kuşak stratejisinin yarattığı radikal siyasi islam ideolojisinin ülkemize armağanı ithal şeriatçılıktır..


komünizme karşı islam ülkelerini,müslümanları dinsel kışkırtmalar ve örgütlenmelerle mücadeleye sevk için dini politize eden nato,ABD planları ve ülkemizdede çok partili hayata geçişle su yüzüne çıkan rejim muhalifliği vede bu iç ve dış siyasi gelişmelere alet olan korkak,kişiliksiz kendi ikballeri peşinde koşan politikacılarımız devlet adamlarımız nedeniyle laik cumhuriyetin rotasından saptı .önce köy enstitüleri kominist yetiştiriyor diyerek bu çerçevede kapatıldı yerine antikominist yetiştirecek bolca imam hatipler açıldı,İBDA,MTTBirliği ve Milli görüşçülük adı altında siyasal islam oluşturuldu,akıncılar,mücahitler derken imam hatiplere kız öğrencilerin alınması gibi bir garabete geçildi ve bu günlere gelindi..ithal şeriatçıların temel felsefesine göre islam hem uhrevi hem dünyevi hayatı düzenler dolayısıyla devlet düzenidirde ve laik cumhuriyet başarısızdır rejim değişmelidir.tabi bunlara şunu söylemek gerekir peygamber zamanında günümüzdeki siyasi rejimler,ideolojiler,devlet yönetme sistemleri vardı biliniyordu uygulanıyorduda Peygamber bunlara rağmenmi din ve dünyayı bir tuttu,o çağda o ortamda tabiki uhrevi ve dünyevi olan iç içeydi. Bunlar mısır el-ezher müslüman kardeşleri,iran ve lübnan hizbullahı,filistin haması,afganistan pakistan talibanı,suudi vahhabiliği hatta el kaide bağlantıları olan,onlarla aynı ortamlar aynı organisazyonlar içinde bulunmuş arap-acem islam anlayışının fanatik sempatizanlarıdır.yine bunlar her konuyu dinsel olarak rejime karşı düşmanlık ve protestoya dönüştürdükleri gibi türbanıda rejimi yıpratmak ve islami politizasyon için bayrak olarak kullandılar,rahmet olması gereken dinin zahmet olması için ellerinden geleni yaptılar, sonrada mazlum mağdur pozisyonununa geçtiler.müslüman kardeşler,hizbullah,hamas yöntemleriyle fakir cahil varoşları kaynağı belirsiz paralarlrla yarattıkları imkanlarla tavlayıp,devşirerek selamınaleyküm-Allah razı olsunla parololaşan, dincilik ve dinsel söylemlerden nemalanan bir alışveriş müslümanlığı yarattılar,şekli tamamla söylemi dillendir yani çıkarcı ve dalkavuk bir müslüman ol sadakayı kap işi al.hangi samimi müslümanlıktan bahsediyorlar. Bu iki rejim muhalifi cenahın günümüzde durumu 11 eylül saldırılarından sonra ABD nin radikal islamın başını ezmek için yola çıkmasısıyla hangi çerçevede devam edecektir,dünyada ABD siz hareket alanı kalmamıştır,B.O.P.,Ilımlı islam projeleri derken AKP bu ortamda ortaya çıkmıştır ilginç..


TÜRBANPERESTLİK

Bugün geldiğimiz noktada türban öyle hale getirildiki adeta putlaştırıldı,bir türbanperestlik aldı başını gitti,islam Allaha teslim olmaktan türbana teslim olmaya doğru gidiyor.türbanın ne olduğu,kökeni ayrı bir konu ama bu tarz ne gerçek türban nede geleneksel baş örtüsü,bu tarz sıkmabaş diyebileceğimiz başı bohçalama,kundaklama tarzı sonradan uydurulmuş ithal siyasi bir tarz.

üniversitelerde okumaya hak kazanıcak zekaya sahip bu genç kızlarımız hangi akıl mantık ve vicdanla,bu çağda Kuran ın örtünmeyle ilgili hükümlerinden bugünkü türban tarzını çıkarabilmişlerdir.tabi kendileri hür iradeleriyle bunu çıkarmadılar öyle olsaydı kendileri bilir denirdi ama bu tarz onlara sunuldu sonrada dayatıldı onlarda hiç araştırmadan düşünmeden [ki yüzlerce akletmezmisiniz ayetine rağmen]kabullendiler.oysa onlar pekala bir ilahiyatçı kadar bu konuya vakıf olabilir,ayetleri geliş zamanına yerine şartlarına ve ayette amaçlanana göre değerlendirebilirlerdi;onlara neydi yüzyıllar önceki ulemanın yorumu ve bugün önlerine sunulandan neden aklı,irfanı,vicdanı hür olamadılar.bu eğitimli cehalet değilde nedir.

Meselenin diğer bir boyutu bu kızlar,kadınlar kendi özgür iradeleriyle kuranı okuyup kendi vicdanlarıyla bu örtünme kararını almadıkları herkesçe malum olduğu gibi,büyük çoğunluğu aile ve içinde yaşadıkları çevre baskısıyla kapandılar.bu baskının arkasında tarikat,cemaat,parti,cami,kurs,yurt,yaygın ev toplantıları,maddi çıkar[yardım,iş] ve hatta koca bulma gibi çok yönlü etkiler var bunlar herkesin bildiği,farkında olduğu gerçekler.ama söylenen Rabbimizin emri tabi inandırıcı değil. şartlar ortam imkanlar değişse türbanlar çarşaflar fora olur bunu bal gibi herkes biliyor,çok az politize edilmiş kemikleşmiş kesim kapalı kalır.

Örtünmenin iffetin korunması amaçlı bir umde olmasına rağmen,bu moda türbancılığı öyle bir görüntü sergiliyorki karşı cinsi en cezbedicek tarzdan,başta türban etekte derin yırtmaç,ayaklar çıplak ojeli,bedeni sıkıca saran tüm hatları belli eden giyim,yüzlerde altıokka makyaz,oğlanlarla sarmaşdolaş,bu ne pehriz ,rabbimizin emriymiş hadi canım sizde bırakın Allah aşkına..

eskiden köyden kente gelenler başlarını açardı özellikle 80lerden sonra güçlenen tarikat ve cemaatlerle malum partiler ve belediyelerinin organizasyonlarıyla türbanlaştırıldılar,yani insanlar kendi inançları gelenekleri göreneklerine bağlılıkları nedeniyle değil birilerinin bilinçli olarak paralarını,imkanlarını bu işe kanalize etmeleriyle muhafazakarlaştırıldılar, Politize edildiler…

Bütün bu ve buna benzer gelişmelerin, dinin kul ile Allah arasında toplum üzerinde baskı oluşturmadan,şekilden çok vicdanen,ahlaken hoşgörüyle yaşanmasını sağlıklı gören laik anlayışına ters bir gidişat olarak görülmesi çok doğaldır çünkü laiklilik her alanda olduğu gibi özellikle dinsel alanda aydınlanma çağdaşlaşma uygarlaşma projesidir.dinsel hayat köhnemiş cehaletin hurafe karanlığına batmış,demokrasi temel hak ve özgürlükler düşmanı kerameti kendinden menkul şeyhlerin,hoca efendilerin yozlaşmış tarikat ve cemaatlerin feodal bir yapıyla politize olmuş muhafazakarlaşmasına bırakılamaz.

Bir diğer konu türbanın özgürlükler çerçevesinde türban yasağının kaldırılması olarak ele alınması oysa türbanın kendisi başı açma yasağıdır,kadınların özgürlüğünü kısıtlamadır,batılı anlamda kadın hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması,kadın cinselliğinin baskı altına alınmasıdır,hele bu haliyle yani baskı ve gönüllü köleleştirme taktikleri neticesinde ise batılı anlayışla bakarsanız bu budur.okul cami değildir insanların dini inançlarının gereğini yerine getirecekleri değil bilimin gereklerini yerine getirecekleri yerdir,halkı müslüman olan laik bir devlette islama göre eğitim düzenlemesi ne anlama gelir,bu kızlarımız başlarını kapamadan iffetlerini koruyamayacakları aczindeyseler,kafalarını aydınlatamamış,kalplerini temizleyememişlerse çağdaş uygarlık yuvası o üniversitelerde zaten işleri yoktur..

ilginç bir şekilde batılı anlamda demokrasi ve özgürlükler ve milli egemenlik; batıcılık düşmanı ümmet,biat,cemaat kültüründen gelen islamcılarca telaffuz ediliyor eee buda tipik hilei şerie ikiyüzlülük,bunların özlemleri idealleri batılı anlamda demokrasi,temel hak ve özgürlüklermi yoksa şeri hukuk ve din devletimi,ümmetçilikmi.siz önce bu kızları türbana girme baskısından kurtarında öyle batılı anlamda temel özgürlükten bahsedin..türbana karşı çıkanlara kafirlik ima edilerek bu kuranda olabilir ama ben kabul etmiyorum deyin yiğitlik yapın kafir olun diyerek tuzağa çekmeye çalışanlar neden kendileri yiğitlik gösterip biz hilafet ve şeriat istiyoruz,Atatürktende laik cumhuriyettende nefret ediyoruz demiyorlar..

Bir başka hileli gerekçeyle de Avrupa da ABD de türbanlı kızlar özgürce üniversiteye gidiyor madem AB ye girmek istiyoruz niye bizde yasak diyerek kurnazlık yapıyorlar. oysa onlarda biliyorki ne AB ne ABD müslüman dolayısıyla onlarda bir islam devleti özlemi,amacı güden partiler,kuruluşlar örgütlenmeler yok yani onlar için dini bir rejim tehdidi yok,hele bir olsunda siz görün yasakları,takibatı,türkiyeyi çok ararsınız.ABD radikal islamı tehdit kabul edip okyanus ötesinden gelip el kaidecileri,talibanı bombalıyor,iranıda tepelemek üzere.kısaca her ülke kendi özel şartlarına uygun ama evrensel ölçütlere de çok ters düşmeden demokrasisini kurar,hak ve özgürlükler tanır aksi kendi sonu olur,anlaşılmayan yada anlaşılmak istenmeyen,kimsenin işine gelmeyen konu bu.Türkiye’nin tehdit algılamasıyla ,almanya ingiltere fransa yada ABD nin tehdit algısı kendi tarihi ve toplumsal yapısına bağlıdır.orda yasak değil burda niye yasak veya burda serbest orda niye yasak diyemezsiniz,eğer makul tarihsel ve toplumsal bir gerekçesi varsa kabul etmek durumundasınız.üstelik dünyada her yasağın kaldırılması gibi bir demokrasi,hak ve özgürlük anlayışıda yoktur.şimdi istediğiniz kadar yasa çıkarın bu gerilime kaosa hizmet eder sorunu bir taraftan alıp öbür tarafa koymaktır.öbür tarafta tıpkı sizin gibi bu işin peşini bırakmaz olan yine Türkiye’ye olur.devletin rejimin tehdit algılamasına ya saygı gösterir yada konuyu tehdit algılaması olmaktan çıkarıcak gelişmeleri beklemelisiniz.içte bu toplumun geçmişinde taassup ve istibdata dayalı teokratik monarşi varken,bugün bile hilafet ve şeriat özlemleri açıkça ortaya konurken,AKP nin yöneticilerinin geçmişleri malumken,Danıştaya türban saldırısının etkileri sürerken,türban yıllarca şeriat özlemi içeren pankartlar sloganlar görüntülerle yan yana savunulmuş sunulmuşken;dışta iran,s.arabistan şeriatı dimdik ayaktayken yanına malezya,endonezya eklenirken,afganistan ve pakistanın radikal islamı ortadayken,müslüman kardeşlerden,hizbullah ve hamasa kadar tüm radikal islami örgütler harıl harıl çalışırken,dünyada islam toplumları radikalize olmaya,şiddet eğilimine hızla yönelirken,taliban ve el kaide terörü ortadayken yani dünyada ve Türkiyede radikal islam bir tehdit hatta baş tehdit algısıyken;Türkiye cumhuriyeti devletini rejimini halkının hiçde azımsanmayacak bir kesiminin [üstelik başı örtülüsü ailesinde başı örtülü olanlar bile] bu olaya bir tehdit algısıyla yaklaşmasını önleyemezsiniz.ya devletle rejimle toplumun değişik kesimleriyle uzlaşıp bu işi erteletecek yada kavga edeceksiniz, Peki ülkeyi nereye götürürsünüz.

İspanyada patavatsız bir laf edip dönüp yangından mal kaçırır gibi hesapsız, zamansız, yersiz, uzlaşmasız bir türban düzenlemesi[şovu] her zamanki gibi ben yaptım oldubittisi. tabi AKP nin yerel seçim öncesi türbanlı tabana, tarikat ve cemaatlara ve de erbakancı cenahtan gelecek 2. defa tek başına iktidar oldular üstelik % 47 ile ama müslümanların sorunlarına el atmadılar eleştirisini önlemek için bu işe bodoslama daldılar, ne oldu ne bitti anlamadık herkes hipnotize oldu, ABD den özel büyü üfürük yöntemlerimi geldi ne şaşkınlık içinde kaldık bu iş nasıl oldu bittiye getirildi.şimdi tepkiler artınca Erdoğan herkese sinirlenip öfke kusuyor sonrada buna bir hitabet üslubu diyor;evet kızgın,saldırgan,öfkeli,hiddetli olmakta bir üsluptur ama sokak serserileriyle,mafyanın,feodalitenin üslubudur;demokratik bir ülkenin başbakanının değil.tabi bu arada duygu sömürüsü yaparak kahramanlığa soyunuyor Donkişotlaşıyor,hayrola Tayyip hangi amaçlarla yola çıkıldıda çarşaflar yanınıza alındı demek gerek.Öbürüde öz yurdumuzda garibiz iması yapıyor öz yurdunuzda garip karşılanmak istemiyorsanız ithal değil yerli olun.hep eski teraneyle masum millet,mazlum lider ve karşılarında sürekli fesat çıkarıp orduyu kışkırtan kökleri yeniçerilikte,ittihatçılıkta olan jakoben laikçiler sendromu.iyide 31 mart vakasının müsebbibi ittihadı Muhammedi fıkrasının yayın organı volkan gazetesi yazarı gibi biz batının ahlaksızlığını aldık demenin cumhuriyete karşı anlamı nedir,ne istemektesin sonrada mazlum ayakları ha, etme recep din kardeşiyiz yemezler.Tayyip nereden nereye koşuyorsun derler.
Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir çiğlik ve seviyesizlikte olan bu başbakanı maalesef çıkarcı köylü muhafazakarlığı başımıza bela etti.


MHP ye gelince 2. defa AKP ye oy hesaplarıyla alet oldu,nemayı tek başına AKP kapsın istemedi.oysa MHP tabanı türban için devletle didişen bir taban değil geleneksel Anadolu örtünmesine sahip mazbut insanlardır,Atatürk’e laik cumhuriyete bağlıdırlar,radikal muhafazakar değillerdir,yanlış yaptılar bir daha meclise giremezler tabi AKP le bir seçim ittifakı yada hilesi yapmazlarsa.

Sonuç olarak genel bir değerlendirme yaparsak esasen Türkiyede İran-s.arabistan tipi bir şeriat devleti tehlikesi yoktur,tehlike gericiliktir,toplumun hızla otoriter-feodal muhafazakarlığa götürülmesidir ve de medeniyetler ittifakı, ILIMLI İSLAM projeleri,B.O.D. Projesi[yeni osmanlı projesi iması-vaadi içinde saklı]gibi emperyalist kaynaklı projelere bu ülkenin alet edilerek maceralara sokulmasının başımıza getireceği felaketlerdir,iyi anlaşıla.. Atatürk bu milleti insan yerine adam yerine koydu ve adam olma projesi sundu kötümü yaptı,ezik,sünepe köleleşmiş bir ümmet olmaktan kurtulup aklı irfanı vicdanı hür kendine ulusuna güvenen yurttaş olmayı ,akıl bilimi çağdaş uygarlığı hedef koydu.

şimdi ey Türk halkı bunlarımı reddediyorsun, aydınlığı değil karanlığımı seçiyorsun, karar ver. ya Cumhuriyete Atatürk’e sahip çık yada karşı çık.Çünkü bu konu temelde Aydınlıkla karanlığın,Işıkla ateşin savaşıdır.biri var eder diğeri yok. Osmanlıyı karanlık ve ateş yoketti,Cumhuriyeti ise Aydınlık ve Işık var etti. Karanlığı ve ateşi seçenler karanlıkta ateşle yok olmaya mahkumdurlar.

cUMHURİYETİ Kanla İrfanla kurduk ama bu kan ve irfan arap acem kanı irfanı değildi,Türkiye toplumunun,anadolu insanının sevgiye,fedakarlığa,hoşgörüye bağlı civanmertlik genlerine, maneviyatına dayanıyordu.Bu toplumu neden ısrarla araplaştırmak acemleştirmek istiyorsunuz çekin elinizi bu toplumun maneviyatından,vicdanını karartmayın,ruhunu yıpratmayın,yabancılaştırmayın sonunda hepimizi hüsran bekliyor. Türkiye’yi saha olarak seçenler bu tarz bir islamlaştırma bu ülkeyi böler,parçalar,yıkar.kendinize başka ülkeler,sahalar seçin,düşün bu ülkenin milletin yakasından.

Cumhuriyet Dinci bölücülerede [rövanş gericiliği ve ithal şeriatçılık],Kürtçü bölücülere karşıda kendini Kanla İrfanla koruyacaktır bu böyle biline .artık saflar iyice belirginleşmiştir bedel ödeme ve ödetme zamanı ufuktadır..


Hakan Ataman

1 yorum:

gizlibilgiler dedi ki...

Osmanlının gerçeği budur diyerek sadece öven tarih bilincinden yoksun bir gençlik yetiştiren , yabancıların ve geri düşüncelerin esiri bir toplum oluşturuyorlar.
Bazen insanlar gerçekçi ve nötur bir tavrı robotluk olarak algılıyor,''şu oldu şu bitti'' Muhakemesi var insanın kimi övüyor kimi dövüyor. Kapsamlı ve tarihle barışık bir araştırma yapılacaksa baştan profesörlerin bilgiyle değil, akılla, zekayla dolu olması lazım. Böylece yanlışlar derinlemesine analiz edilir, doğrular takdir edilir ve tarihle gerçekçi bir köprü kurulmuş olur. Yani överek yapılmaya çalışılan amaca ulaşmaz, hiçbir köprü havada asılı değildir; yükselmek ve yol vermek için yerin dibine geçer.