“Yeni Osmanlıcılık” akımını yorumlayan Araştırmacı-Yazar Altındal: Hedefleri Cumhuriyeti yıkmak
AKP Mersin Milletvekili Prof. Dr. Zafer Üskül'ün, “Kema-lizm Anayasa'dan çıkarılsın” çıkışı, Atatürkçülerle hesaplaşmak isteyenlerin “Yeni Osmanlıcılık” hevesini depreştirdi. ABD'deki ünlü Hudson Enstitüsü'nün “Kemalizim tasfiye ediliyor” raporu da bu çabaları doğruladı...
BOP'un bir sonucu
AraştırmacI-Yazar Aytunç Altındal, gelişmeleri şöyle yorumluyor: ABD'nin Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında Türkiye'ye biçtiği rol “Yeni Osmanlıcılık”tır. Türkiye Cumhuriyeti'nin parçalanması, ABD ve AB'nin planları için olmazsa olmaz bir şarttır...
ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nin ana hattı ile AB'nin dayatmaları aynı noktada buluşuyor.
HEDEF:Atatürk Cumhuriyeti
Araştırmacı yazar Aytunç Altındal, Türkiye gündemine getirilen ‘Yeni Osmanlıcılık' tartışmalarının ardında, Atatürk Cumhuriyeti'nin tasfiye edilmesinin yattığını belirtti
2003 tarihinde ABD'nin İstanbul İstinye'de bulunan Başkonsolosluğu'nda bazı gazetecilere ‘Yeni Osmanlıcılık' birifingi verildi. Ardından Amerika, ‘Ilımlı İslam' projesini BOP kapsamında Türkiye'ye dikte etmeye başladı. 22 Temmuz seçimlerinden hemen sonra, El Cezire televizyonu ise AKP için 'Yeni Osmanlı'lar dedi. Son olarak da ABD'li düşünce kuruluşu Hudson'un, ‘Yeni Osmanlı Raporu' servis edildi. Bu zaman dilimi içinde ateşli ABD ve AB savunucusu olduğu bilinen bazı yazarlar da 'Osmanlıcılık'la ilgili yazılar yazmaya başladı. Tıpkı Cengiz Çandar'ın şu cümlelerinde olduğu gibi: “Bir şey yapmanız lazım. Yok, olmuyor yani. Osmanlılığın devamı olduğumuz idrakindeyim. Reddi mirastan yana değilim. AKP bunun devam ettiricisi mi? Osmanlılığın devamı mı? Yeni Osmanlılar mı? Umarım öyle olurlar. Bekleyelim, görürüz.”
AB de boş durmadı
Bu süreç devam ederken, Avrupa Birliği cephesinden ise, Türkiye'nin üniter yapısını bozmayı amaçlayan dayatmaları ve Atatürk'ü hedef alan açıklamaları birbiri ardına geldi. Gerek ABD'nin BOP kapsamında Türkiye'ye dikte ettikleri, gerekse AB'nin üyelik müzakereleri çerçevesinde dayatmaları aynı ortak noktada buluştu: Atatürk Cumhuriyeti ve Türkiye'nin üniter yapısı...
İktidarda bulunan AKP ise, AB'nin ve ABD'nin kendisine verdiği ‘yol haritasını' uygulamaya girişti. Bu gelişmelerin ortak bir harekatın parçası olduğunu belirten araştırmacı yazar Aytunç Altındal, AB'nin ve ABD'nin bir rövanş peşinde olduğunu vurguluyor.
Altındal, AB ve ABD'nin AKP eliyle varmak istediği noktayı şöyle açıklıyor: “ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında Türkiye'ye biçtiği rolün 'Yeni Osmanlıcılık' olduğu bir gerçek. Avrupa Birliği de (AB) öteden beri ‘Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin yapay bir devlet' olduğunu söylüyordu. Şimdi, ikinci AKP iktidarı döneminin hemen başında, ‘Yeni Osmanlıcılık' tartışmalarının yaşanmasının tesadüf olmadığını bir intikam ve rövanş mücadelesi olduğunu görmek lazım. Amaç, Türkiye Cumhuriyeti'nin parçalanması. Bu hem ABD için hem de AB için olmazsa olmaz bir şart.
AKP'li Milletvekili Zafer Üskül'ün, ‘Anayasa'da Atatürk İlke ve İnkılaplarına gerek yok' sözü çok önemlidir. Dayatmalarla Atatürk Cumhuriyeti'ni zaafa uğratanlar, artık topyekün harekete geçmiştir. AKP iktidarı da, ‘AB ve ABD istemeden' bu adımı atmak zorunda hissetmiştir kendini. Dolayısıyla, daha Meclis açılmadan, Anayasa'nın değiştirilmesinin gündeme getirilmesi, Atatürk İlke ve İnkılaplarının bertaraf edilmek istenmesi hafife alınarak geçiştirilecek bir durum değildir. Türkiye'nin kaderini belirleyecek gelişmedir. Yeni Osmanlıcılık ile Kemalizm'in aynı anda gündeme getirilme zamanı çok önemli”
Yazısız Sevr uygulaması!
Bundan sonraki süreçte, Türkiye Cumhuriyeti'ni tasfiye etmek için, Kurtuluş Savaşı'nın ardından imzalanan anlaşmaların içinin boşaltılmasının yaşanacağını belirten Altındal, çok önemli bir noktayı da şöyle ifade ediyor: “AKP'nin ilk döneminde özelleştirme adı altında önce stratejik ve ekonomik kurum ve kuruluşlar yabancıya gitti. Şimdi sırada, su kaynaklarının ve henüz satılmayan doğal maden kaynaklarının elden çıkarılması var. Bu aşamadan sonra, sıra Boğazlar'a gelecek. Sonuçta, AB, 2009'a kadar planlarını hayata geçirmek ve istediği sonuçları almak için AKP'nin iktidarda olmasına ayrı bir önem veriyor. ”
İşte o brifinge katılan isimler
* Ertuğrul Özkök
* Nazlı Ilıcak
* Taha Akyol
* Murat Birsel
* Güneri Cıvaoğlu
* Hasan Cemal
* Güngör Mengi
* Cengiz Çandar
* Hadi Uluengin
Haber : Osman TIĞRAKLI
Yeniçağ Gazetesi
03-08-2007
___________________________________________
Sabetaycılar Türkiye'ye hilafeti mi getirecek
Aytunç Altındal
Genel olarak Selanikli, Dönme, Avdeti adlarıyla anılan ve Türkiye'nin belki de en gizemli cemaatini oluşturan Sabetaycıların sayısı tam olarak bilinmiyor. Ancak, Türkiye'yi ellerinde tuttukları ve hepsinin çok önemli görevler yürüttüğü iddia ediliyor.
İddialar
· 1924'te sona eren hilafet önümüzdeki günlerde Türkiye'ye getirilecek
· Girişim BOP'un yürürlüğe girmesinden sonra uygulamaya konulacak
· Bunda en önemli pay, Sabetaycı-devşirme-mason lobisine ait olacak
· Hilafet projesinin başlangıcı ise 40'lı 50'li yıllara kadar uzanıyor
· Sabetaycılar aralarından bir halife adayı bile belirlemiş durumda
Gazeteci yazar Soner Yalçın'ın son kitabı Efendi ile birlikte, uzun yıllardır Türkiye gündemine bir girip bir çıkan Sabetaycılık tartışması yeniden alevlendi. Yalçın ise, diğer pek çok yazar gibi ne İsa'ya ne Musa'ya kabilinden, ya Sabetaistlerin oyuncağı ya da "dürüst vatan evlatları"nı karalayan bir yazar olmakla suçlanıyor.
Peki, Tempo Sabetaycılık üzerine bir haber yapma gereğini neden duydu? Çünkü araştırmacı yazar Aytunç Altındal, geçtiğimiz günlerde kendisine konu hakkında başvurduğumuzda yeni bir açılım getirerek, hilafet kurumunun Sabetaycı-devşirme-mason koalisyonu tarafından Türkiye'de yeniden kurulabileceği iddiasını ortaya attı. Aynı iddiayı Mehmet Şevket Eygi de başka bir yorumla tekrarladı. Prof.Dr. Yalçın Küçük ise görüş vermeyeceğini, yalnızca kendisiyle röportaj yapılırsa görüşeceğini söyledi.
Üstelik Altındal'ın iddiasına göre, hilafet kurumu Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)'nin devam ayaklarından biri olarak yakın zamanda hayata geçecek. Bu büyük projenin geçmişi ise aslında hayli eskilere dayanıyor.
Hakan Ataman
19 Şubat 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder