Örgüt üyesi militan, ideolojik fikirlerinin aslında bir “misyon” olduğuna, ve kendisinin de, edindiği misyonun “aktif savunucusu” olduğuna inanmıştır. Dolayısıyla, bu misyon adına yaptığı eylemlerin meşruluğuna itibar etmektedir. Bu sonuçtan hareketle, davasını savunmak yada duyurmak için her zaman merkezden talimat almayı beklemenin de doğru olmadığına, kimi zaman bireysel çabalarla da etkili eylemler yapılacağına inanmaktadır.
Aslında bu sonuç, terör örgütleri idarecileri tarafından benimsenmeyen bir durumdur. Çünkü örgüt yöneticileri ve eğiticileri, bireysel eylemlerin, örgüte göre başarıyla sonuçlanma ihtimalinin az olduğuna, bununla beraber ekip çalışması olmaksızın yapılan eylemlerde yakalanma ve öldürülme riski bulunduğundan, militan sayısında da eksilme olacağına inanmakadırlar. Bu maksada dayalı olarak, militanlarını bireysel hüşu’nun ve bu hüşu sonucunda yapılacak eylemlerin, örgüte fayda sağlamayacağı konusunda eğitmektedirler.
Buna karşılık; coşkuları ve gençlik dinamiği tetiklenen kişiler, bireysel eylemlerde bulunmaktadırlar. Bu kandırılımış militanların bir çoğu, yakalandıktan sonra verdikleri hazırlık ifadelerinde , “mensubu olduğum ..filanca örgüt adına yaptım” deseler de, aslında bı itirafları sadece “ideolojik” açıdan doğrudur. Bunun haricinde, bireysel olarak yapılan terör eylemlerin büyük bir çoğunluğu, terör örgütünün talimatları haricinde gerçekleşmektedir.
Araştırmalarımın ortalarında Devlet Güvenlik Mahkemeleri kapatılma aşamsındaydı. Kitabın, hukuk kısmıyla ilgili veri toplamak için, D.G.M.’de görülen son duruşmaları izliyordum.
“Yasa dışı terör örgütü üyeliği” konulu bir dava görülüyordu. Sıcak, basık ve kasvetli mahkeme salonundaki kürsülerde hakimler oturuyordu. Sanık sandalyesinde ise henüz 18-23 yaşları arasında 4 genç vardı. Duruşma başlamadan önce, hakimleri izledim… Kararlı, otoriter ve oldukça ciddi görünüyorlardı. Mahkeme başkanı olan hakim, hafif kıstığı gözleriyle dosyayı okuyarak, katibe davanın içeriğini yazıdırıyordu.
Sonra başını eğdi, gözlüğünü hafifçe aşağı indirdi, gözlüğünün üstünden sanık sandalyesinde oturan gençlere dönerek; “Yasa dışı örgüt üyesi olmak suçlarından yargılanıyorsunuz. Ne diyorsunuz dedi?”
Sanıklardan biri hızla ayağa kalktı, kin ve öfke dolu haykırışıyla
“Siz çetesiniz! Çeteler bizi yargılayamaz!” dedi.
Mahkeme salonu karıştı o an… İzleyici sandelyesinde oturan onlarca genç slogan atmaya başladı.
Bu vahim tabloya öylesine üzülmüştüm ki, baka-kalmıştım. Henüz 19-20 yaşında bir genç, öfkeden kırmızılaşmış bakışları, kulakları tırmalayan haykırışıyla karşısındakilere meydan okuyordu…
En trajik bulduğum şey ise, onun bu anlamsız ve faydasız tutumunu destekleyen izleyicilerdi… Mahkeme başkanı, sanığı yaka-paça dışarı atmak isteyen askerlere seslendi ve onu bırakmalarını istedi. Gözlüğünü çıkardı, önündeki kürsüye koydu ve şunları söyledi;
“Elindeki molotofları sağa sola fırlatıyorsun, yangın çıkarıyorsun, huzur bozuyorsun, burada slogan atıyorsun, ortalığı bir birine katıyorsun, şov yapıyorsun... Buna rağmen devlet seni alıyor, hakkında adil bir karar verilmesi için, bileğine kelepçe dahi takmadan hakim önüne çıkarıyor. Tüm bunlar olurken, sen bize çeteci diyorsun. Şimdi soruyorum sana, biz mi çeteciyiz yoksa sen mi !?”
Bu sözler mahkeme salonun ortasına şimşek gibi düşmüştü. Kısa bir sessizlik oldu. Biraz önce mahkeme heyetine bağıran genç sanığın bakışları ansızın yumuşadı. Sanki, o güne kadar kendisinden saklanan bir gerçeği, o gün, o anda, o sözlerle fark etmişti... Yutkundu…
Hafifçe arkasına döndü. Kendisini izleyen ve destek veren diğer arkadaşlarına baktı. Sonra tekrar ansızın bağırmaya ve slogan atmaya başladı.
O gün, terör hakkındaki başka bir gerçekle yüzyüze gelmiştim. Bu kandırılmış gençler, öyle yada böyle örgüte dahil ediliyor daha sonra örgütsel ilişkileri pekiştiriliyor. Örgüt içi yakınlık ve itibar, ideolojik başarılara göre yapılandırılıyor.
Bu militanın, diğerleri tarafından destekleniyor olmasının tek bir nedeni var, o da; rejim muhalifi tutumunda gösterdiği istikrar ve kendisini dev aynasında görüyor olmasının yavan gururu…
Öylesine aldatılmış ve öylesine yanıltılmışlar ki, örgüt içinde; sürekli itibar ve saygınlık görmek uğruna yıllarca ceza evlerinde yatmayı göze alıyorlar…
Bu militanların bir çokları, sosyal yaşamda edinemedikleri ve edinmek içinde uğraşmadıkları itibar ve saygınlığı, örgüt içinde pekiştirerek hayattan öç alıyorlar… Ne var ki; aldıkları öç sadece kendi hayatlarına mâl oluyor ve yüzlercesi hatta binlercesi, istismar edilen duygusallıklarının ve enerjilerinin kurbanı oluyor.
Bu militanların bir çoğunun karıştığı karanlık işlerden ailelerinin haberi bulunmuyor. Bu acıklı durum ise, ya mahkeme salonlarında, yada çatışmalardaki cesetlerin başlarında ağlayan annelerin, babaların gözyaşlarında ortaya çıkıyor.
Yargılama dosyalarını incelerken, yasa dışı sol örgüt üyesi olmak iddiasıyla tutuklanan gencin dosyasına rastladım. Yakalama tutanağı, yer gösterme tutanağı, zoralım belgeleri ve hazırlık sorgusu beyanlarını okurken, dosya içinde bir mektuba rastladım.
Tutuklanan gencin babası yazmıştı mektubu. Mektubun içindeki en acıklı ve trajik cümleler şunlardı.
“….Oğlumla hep mesafeli oldum. Ona bir babanın şevkatini vermekten çok, bir babanın otoritesini gösterdim. Ama sizi temin ederim ki onu hep içten sevdim. O benim yaşam kaynağım. Yanımda olmadığı şu günlerde anlıyorum ki, ona karşı biriktirdiğim sevgiyi çekinmeden gösterebilseydim, ona bir baba olduğum kadar bir arkadaş da olmayı başarabilseydim, bu gün evladım yanımda olurdu… Sizler de anne-babasınız ve sizlerin de evlatlarınız var. Yalvarışım nazarınızda ne kadar taktir görür bilmiyorum ama, size yalvarıyorum oğlumu affedin. Çünkü bu davanın esas sanığı bu oğul değil, ona sevgisini ve yakınlığını göstermekten aciz olan babadır.”
Sanırım, kederli babanın bu sözleri, sayfalar boyunca açıklamaya çalıştığım gerçeği, anlatmaya yetiyor…
Doğan Erbaş
28 Ekim 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
"Terörizm" kelimesi, Fransız İhtilâli sırasında ve Jakobenler'in terör sultası döneminde doğmuştur.
"Terör" geniş anlamda, Fransız İhtilâli'nde 1793 Mart ayı ile 1799 Temmuz ayı arasındaki dönem için kullanılmıştır ve aşağı yukarı "dehşet saltanatı" ile eşanlamlıdır.
Terörizm bir ideoloji değil bir stratejidir. Çoğunlukla siyasî olan amaç bazen sosyal ve ekomomik de olabilmekte ve değişik siyasî görüştekiler (aşırı sağ ve aşırı sol kanatlar) tarafından da kullanılmaktadır.
Bir azınlığın, hedef aldığı amacı, demokratik ve normal yollarla gerçekleştiremeyeceğini anlayıp amacına dehşet, terör yoluyla topluma korku salarak varmak istemesine "terörizm" diyoruz.
Bir şiddet eyleminin plânlanmasına o kadar değişik menfaatler karışmaktadır ki bu şiddet eyleminin nereye varacağı, nihaî neticenin ne olacağını kimse bilemez.
Hiçbir terörizm tanımı, tarihe geçmiş bütün tedhişçilik çeşitlerini kapsayamaz. Zaten bugün terörizmin etraflı bir tanımında anlaşmak konusunda güçlükler vardır. Böyle bir tanım mevcut değildir ve yakın bir gelecekte de bulunmayacaktır.
Terör; Bir gücü, bir iktidarı zorla kabul ettirmek amacıyla sistemli bir biçimde şiddet kullanma, yıldırma, tedhiş.
(Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi)
Terörizm; Bireylerin ya da azınlıkların şiddete dayanan ve kişilere, mallara ya da kurumlara yönelik siyasal eylem, bu şiddet eylemlerinin tümü.
Bireysel ya da ortaklaşa terörizmin çeşitli biçimleri (cinayet, rehine alma, sabotaj, vb.) olabileceği gibi çeşitli erekleri (ülkenin bağımsızlığı, bir siyasal rejimin devrilmesi, devlet siyasetinin bazı yönlerine itiraz, vb.) de olabilir.
(Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi)
Terör; Sürekli korku altında tutmak amacı ile şiddet hareketleri, kaçırmalar ve cinayetler işleme eylemleri, sistemli şiddet hareketleri ve cinayetlere başvurma eylemi.
(Ansiklopedik Zabıta Sözlüğü)
Terör; Halka veya halkın herhangi bir sektörüne korku salmak için şiddet kullanmaktır.
[1973 Tarihli Kuzey İrlanda Olağanüstü Durum Hükümler Kanunu (Emergency Provisions Act)]
Terör; Yoğun, keskin, üstün korku.
Bir politik grubun üstünlük sürdürmek veya üsütünlüğe kavuşmak için şiddet kullandığı dönem.
(The American College Dictionary)
Terörizm; Alarm, korku, dehşet, düşman veya tehdit eden bir olay veya oluşumdan ötürü zarar geleceği konusundaki endişe.
(Black Hukuk Sözlüğü)
Terörizm; Bir siyasî silâh veya politika olarak korkutmak ve itaat ettirmek için terör ve dehşetin kullanılması.
(Webster)
Terör; Kendilerince tespit edilen amaçlarına ulaşmak için, önceden yapılan eğitim ve hazırlık sonucunda mer'i (geçerli) nizam ve kanunlara karşı çıkarak, en hafifinden başlayarak öldürmeye kadar uzanan ve suç olan eylemler zincirini kapsamakta ve tüm bu olaylar, illegal olarak kurulmuş bir örgüt tarafından gerçekleştirilmektedir.
(H.Kozakçıoğlu)
Terörizm; Bir devleti yıkmak için bir teknikdir.
(B.Crozier, A Theory of Conflict)
Kitle Terörü; Devlet yönetimini elde tutanların iktidarlarını kuvvetlendirmek ve çok kez masum halk gruplarını yok etmek için kullanılan siyasî bir taktiktir.
Terörist; İhtilâlci (terörist) sadece bir bilim bilir; yok etme bilimi. Konu aynıdır: Bütün bozuk düzeni en süratli ve en emin yoldan yok etmek onun için bir zevk, bir teselli, bir ödül, bir memnuniyettir. Terörün başarısı, gece ve gündüz bir düşünce, bir gayesi olmalıdır: Acımasız yok etme.
(Sergey Nechayev, Catechism of the Revolutionist)
Yorum Gönder