19 Kasım 2008 Çarşamba

31 Mayıs 2000 Tarihinde Amerika'daki Olaylarla İlgili Durum Raporudur

65-66 yıllarında bir araya gelerek başlatılan küçük ve samimi hizmet niyetleri 35 yıl sonra bugün ciddi boyutlara ulaşmıştır.


Allah rızası ve ahret kazancı samimiyet ,kardeşlik,hak ve adalet kavramları vatan ve millet söylemleri parolamız gibiydi. İşin daha başında 69-70 yıllarında bizler 20, kendisi 30 yaşlarında kendi hazırladığı İlhan İşbilen’in çoğaltarak 17 arkadaşa sunduğu bir örgüt plan ve programı bağlılık ve biat yemini teker teker okutuldu ve
kabul ettirildi.


Bu o gün için çok farkına varamadığımız inceden inceye detaylarını düşünemediğimiz sadece bizi kullanmaya ve baskı altına almaya yönelik hazırlanmış bir sözleşme idi.


Fakat kendisinin çok önceden planladığı manevi baskı ve bağlayıcılığı olan bozulması mümkün olmayan ( LA YENKATI) yani hiçbir kefaret ile bozulması mümkün olmayan bir biat yemini ile 18 maddelik hizmet prensipleri, görev taksim planı ile mükemmel bir örgüt kuruluşu idi.


Bizlerde bu örgütün O’nun deyimi ile ( gazsalın elindeki meyyitleri) ant içmiş üyeleri idik.

Aradan bu kadar yıl geçince hatırlatmanın faydası olur diye düşündüm
ve arkadaşlarımıza neler üzerine ittifak ettiğimizi ,neye söz verdiğimizi
ve bugün nerelerden nerelere gelmiş olduğumuzu yeniden hatırlatarak
düşünmek ve düşündürmek istedim. Bu kararı almama sebep olan 31 mayıs 2000 da Amerika’ya gidip yanında 1 ay kaldıktan sonra ortaya çıkan müthiş ve korkunç hadise beni bu durumu arkadaşlara ve bütün cemaate anlatmaya mecbur etti. EDBİR BAHANESİ İLE HER ARKADAŞTA BULUNAN BU 3 PARÇA ÇOK GİZLİ SÖZLEŞME kaldırıldı,ustaca unutturulmak istendi. Zannederim bendeki tek nüsha kaldı.


Ogün için ilkler üçler,yediler,kırklar asr-ı saadet temsilcileri,şekerlemeleri ile kullanılan daha sonra yelkenler rüzgar tutunca değişik iftiralarla teker teker cemaat içinde açıklanmayan meçhul suçlamalarla yargısız infazlar ile unutturulan , karalanan sağa sola itilerek, gözlerden uzaklaştırılan bu çekirdek kadro,zavallı, hain veya işe yaramayan ,( ABİLİK) taslama ihtimaline binaen pasifize edilmiş zavallı 17 kişi .


Bu hizmet ve kardeşleri için her şeyini feda etmeye söz vermiş kendi arkadaşlarının varlığından vehme kapılıp onları potansiyel tehlike görerek , değişik casus teşkilatlarından aldığı yem olarak atılan raporlarla onların oyuncağı haline gelen İHTİMALE BİNAEN ÖLDÜRÜN DİYEBİLECEK KADAR zavallı hasta ve VEHİMLİ kişi.


SEN HAKLISIN AMA O KUTSAL diyecek kadar Kur’ani ölçüleri bilmeden teslim olarak Allah’ın rızasını kazanacağını uman, zavallı, onun her yaptığın da bir hikmet vardır diyen , akla ve Kur’an’a uymasa da Günaha girmeyeyim diye, günaha yahşi çeken kolaycı, teslimiyetçi cemaat.


Onların da bu tarihi ,kutsi mukaveleyi bilmek haklarıdır zannederim.


Belki uyutulmuş kalp ve kafaları intibaha vesile olur diye bir nüshasını size de gönderiyorum.


En küçük meselelerden ,en kutsal ve en hassas kişi ve kurumlara kadar
artıları,eksileri ile eleştirilip otokritiğe tabi tutulduğu bir zamanda,


35 yıllık bir hizmet hareketinin hiçbir zaman ve zeminde hiç kimse tarafından en küçük tenkidinin yapılmayışı; insani veya İslami hiçbir kritere uymayan bir cehalet , hamasi ve hayali hikayelerle işin toz pembe yanlarını göstererek
heyetsiz ,meşveretsiz ve isabetsiz çok büyük riskler taşıyan işlere tek bir kişinin hayalleri, hevesleri, tepeden inme emirleri,yanlış kararları ve tayinleri
ile bütün inançlı hizmet cemaatlarına, millete ve devlet kademelerine karşı, izahı mümkün olmayan ve kendisini dahi kaçıp gitmek durumuna sokacak noktalara getirmiştir.


Yıllardır Kuran’dan ve gerçek insani evrensel kurallardan uzak tutularak
aldatılan ,uyutulan ,nikah yüzüklerinden, gecekondularına emekli maaşlarından, arabalarına kadar maddi ve manevi hayatını bu hizmete feda edenlere,
önlerinde gerçekten inanılacak ve güvenilecek bir meşru heyetin olmadığını ve yıllardır hiçbir istişarenin yapılamadığını hiç kimsenin
kendisine hesap sormağa cesaret edemediği kendinden başka kimsenin hiçbir şeyi bilmediği bu esrarengiz sistemi açıklamamız geç kalınmış bir vebaldir.
1966 dan başlayarak bu güne kadar yaşadığım bütün küçük dünyaları ,
kırık dünyaları kendisinden aldığım ilhamlarla bende yazmağa karar verdim. Pek yakında tekmili birden ehl-i merak’a sunulacağı için burada kesip sadede geliyorum.


Tv ve gazeteler de patlak veren son olaylarla ilgili bir haber almak neler olduğunu öğrenmek için bir yıldır hiç kimse tarafından aranmamış olmama rağmen , İlhan İşbilen ve Mesih gülen beyleri aradım ben hizmetin bu içine düştüğü durumu nasıl izah ederiz ne yaparız derken İlhan bey bana bir iki ay önce h .efendinin yanında Amerika da idim Senin kasetleri televizyonlara para karşılığı sattığın ve ihanet ettiğin konuşuluyordu ben, ve kaptan “hocam bu katiyen olamaz Nuri asla böyle bir şey yapmaz” dedik. Vaziyetin bu dedi.

Ben korkunç iftirayı İlhan beyin ağzından duyunca bu komployu çözmek ve hoca efendiye ulaşmak için insaf ve izan sahibi olduğunu zannettiğim
Mesih beyin yanına Münir ile beraber gittik meğer oda çoktan salla başını al maaşını kervanına katılmış gayet saygısız bir şekilde bir saat beklettik den sonra yanımıza gelip olayı bildiğini bu hainliği benim yapabileceğime kendisinin de inandığını söyledi ,sebep olarak da daha önce Tahsin Tekoğlu için yazdığım iki sene evvelki mektuptaki hoca efendinin bizzat eliyle verdiği ve Tansu Çiller den 76 milyon dolar kredi almamı emrettiği, benimde daha sonra bu nasıl iş , Allah rızası bunun neresinde deyip hesap sorduğum mektubu gerekçe gösterdi.

Bende kendisine yazıklar olsun sana ,Tahsin beye alınan 76 milyon doların hesabını sormak hainlik ise eğer ben bu sebeple hain isem siz beni öldürmeğe de kalkarsınız dedim .Mesih Gülen efendi de; “Hoca efendi emir verirse oda olur” dedi .
“Sen baltayı çoktan ayağına vurmuşsun , sen bir(ASKI) olmuşsun gelen geçen sana elindekini ( asıyir)” dedi. Anlaşılan o ki, Hoca efendiye hesap sorma ve itiraz etmek benim idam fermanım olmuş.



Ben henüz bu iftiranın nasıl düzeltileceğini düşünürken ,kayın biraderim
Ahmet Özselçuk tan daha hayret verici bir iftira haberi ile ikinci defa sarsıldım. BARBAROS,DOK KUDRET, DOÇ İRFAN BEYLET gibi çok hizmet ehli kardeşler internet de hoca efendinin aleyhin de açılmış bir sayfanın benim tarafım dan açılmış olabileceğini , bunu bilip bilmediğinin Ahmet’e sorup hizmetin selametini korumaya çalışmışlar.


Kim hancı kim yolcu ,kim ev sahibi kim hırsız ,kim hakim kim mahkum olduğu karışmış traj-ı komik zavallı hizmet, ve zavallı hizmet şaklabanları... her şeyin tedavisi vardır fakat sadece ahmaklığın tedavisi yoktur ,bazen küçük bir ahmağın yaptığını çok büyük düşmanlar yapamaz ,bir şeyin şuyu-u vuku-un dan beterdir.




Bu hadiselerin çözümünü konuşmak için ASYA FİNANS’TA bir görüşme yaptık.
Ali Bayram , Harun Tokak ve İlhan beyler ile onlarda bu durumu bir mektupla h.efendiye yazmamın uygun olacağını söyleyip işi kapatmaya çalıştıklarını sezdim ,aradan bir ay geçmesine rağmen mektubu gönderecek kimseyi bulamadıklarını ama mektubun mahiyetini telefonla anlattıklarını hoca efendinin böyle bir olaya inanmadığını ve ben ne istersem bana onun verileceğini hangi ülkeye istersem gönderileceğimi ikinci yapılan ASYA FİNANS toplantısında yine Harun Tokak ,İlhan İşbilen ve Ali Bayram bana tebliğ ettiler .

Ben kardeşler arasındaki bu büyük ve çok tehlikeli entrikaların araştırılarak çözümünü beklerken, bir yıldır bana selam vermeyip ne yaptığımı sormayanların birden bire ne dilersen dile der gibi davranmaları hiçbir sözün ve davranışın samimi olmadığını açıkça ortaya koyuyordu artık bütün kontrolün tamamen meçhul ellere geçtiğinin ve KEMALETTIN ÖZDEMİR’ DEN , GELEN gizli raporların, çok gizli kasetlerin hakimiyeti HOCAEFENDİYİ TAM AVUCUNUN İÇİNE ALMIŞTI.

İşte KEMALETTİN ÖZDEMİR’İN ıihlasla yaptığı emniyet teşkilatındaki başarılı telekulak başarılr hizmetleri,ile kardeşler arsında hain bulma çalışmaları sizi en mahrem vezir-i has yapmış, kendinden başka herkesin hain olabileceği ve hizmeti batıracağını vehm eden, zavallı hasta hocamızı da tam bir mecnun haline getirmişti.

Çünkü sizden önce en gizli konuları ve evrakları bana verip,arkadaşları dinlettiği kasetleri ve raporları da bana vermişti. pek çok doküman ve kasetler var hatta 2defaERİFALİ TEKALAN ben ve IŞILAY SAYGIN, AYSAL AYTAÇ bey vasıtası ile sayın cumhur başkanımız Süleyman Demirel’i ve ülkeyi kurtarma niyeti ile İHTİLAL olacağı haberini çok acil. Gece yarısı sayın Demirel’e ilettik fakat ihtilal olmadı.

Çünkü uzman birileri denemek için yem olarak mesaj veriyor çok uyanık ve dünyayı tek başına idare edebileceğine inanan hocamız da bu mühim hayırlı haberi bizim gibi saf insanlarla sayın Demirel’e ulaştırıyordu .

İşte bazen dünyanın en parlak zevklerine yenilmeyen insanlar, ülkeyi ve tüm insanlığı kurtarma adına , gücü ele geçirme ve gücü kullanma zaafına düşebiliyorlar .Kullandıklarını zannederken kullanılıyorlar.
İşte uzman hasımlarımız kıymetli büyüğümüzün bu zaafını, sizin görevli olduğunuz üst düzey İhlaslı emniyet mensupları tele kulak arkadaşlarınız vasıtası ile artık tamamen idare edebiliyor.Sürekli getirdiğiniz çok özel kıymetli kaset ve yemleme raporlarınızla birbirimize karşı vuruşturabiliyor.

Sadece iman, eğitim ve İslam, hizmeti ile meşgul olunması prensibi ile hareket edilmesi için (EUZÜ BİLLAHİ MİNEŞ ŞEYTAN-İ VESSİYASET-İ) denmesine rağmen bundan bin kat daha riskli en mahrem her ünitenin içine girmek hangi istişarenin ve hey’etin kararıdır, ve hangi uzman kadro ile ?

Başarı ; %50 kendi gücünü , %50 de etrafında kilerinin gücünü bilmekle elde edilir.


Şimdi bakınız bu kadar aymazlıkların ve şaşkınlıkların bizi getirdiği son vahim noktaya:


Hasımların bu kardeşi kardeşe vurdurma , bölme parçalama oyununa karşı, kendisi ve malum şahıslar ,çevreler istemese de her türlü aşağılanma ve iteklenmeye rağmen 15 gün Bozyaka’ ya okula gelip kaldım Barbaros’u görüştürmesi için zorladım .

Sonunda CEVDET TÜRKYOLU' nun küfürler ederek gelmemi engellemesine rağmen Barbaros kerhen görüştürmeğe mecbur kaldı.Telefon da h.efendiye bir yıldan fazla bir selam dahi alamadığım gibi bir sürü fitnelerin konuşulduğunu, aile içine kadar çoluk çocuğun ağzına düştüğünü , yanına Türkiye den gelmeyen benden başka kimsenin kalmadığını acilen yanına gelmek istediğimi söyledim o da bana 1-2 gün beklememi hemen çağıracağını söyledi bende okulda beklemeğe devam ettim .


Barbaros’ ta abisi ile vize yetişirse birlikte gideceğimizi söyledi fakat ne
garip ki 2 gün sonra Barbaros’a Cevdet den bir telefon gelmiş gelmeyin burada izah edemeyeceğimiz bir durum oldu bir ay sonra size haber vereceğiz diye .

O sırada çoktandır görüşmediğimiz Salih Öz bey telefonla hatırımı sorup Numan’ la Ahmet Özerin h.efendinin yanına gideceğini , benim de gidip gitmediğimi sordu .

Bu durumu Barbaros’a bildirdim ve artık araya kimsenin girmemesini hiç kimseye itimadımın kalmadığını sadece h. Efendiyle acilen görüşeceğimi söyledim mecburen görüştürdü ve her şeyi anladığımı ve bu komediye bir son verilmesini yanında mutlaka sonuna kadar kalacağımı bu kopukluğun birilerine malzeme olduğunu açıkça söyledim bir gün sonra BARBAROS beni Amerika’ya beklediklerini söyledi ve 1 mayıs ta İzmir den uçtum.


Doğru yanına çıkıp selam verip elini öpmek istedim, fakat çok ters ve hiç ummadığım bir kabalıkla elimi itti ve hiçbir şey konuşmadan arkasını dönüp gitti rüyalarımızın kahramanı , sevgi kelebeği büyük insan.

Aynı nezaketi ,iki yıl önce hasta ziyareti olarak Amerika’ya DR Uğur Es ile gittiğimizde de hiç görüşmeden havaalanından kovarak yaptığı için buna çok şaşırmadım.


Tabii bu durumda oradaki eski dostlar da hoş geldin bile deyip yanıma dahi sokulamadılar Necdet Başaran bir ara kimseye görünmeden büyük bir titizlikle beni bir kenara çekip senin aleyhinde burada bir teşkilat var onun için sana daha fazla konuşamam senin hava alanından alınmaman için Cevdet’le münakaşa ettik benim zorumla alındın dedi.

Doktor Kudret de ,Nuri üzerimizde göz takibi var kusura bakma seninle konuşamam dedi. İsmail hoca Numan ,Ahmet Özer ve dışarıdan gelen herkese de aynı talimat veriliyordu tam 31 gün ayni safta namaz kıldığımız ,ayni sofrada her gün birlikte yemek yediğimiz halde kimse selam dahi vermiyor göz göze dahi gelemiyorlardı .
Tam 31 gün sistemli bir şekilde tek kelime konuşmamak kaydı ile bu tiyatro devam etti.

İlk geldiğim den 15 gün sonra eski dostlardan birini sıkıştırıp neler oluyor bu nasıl bir tiyatro deyip durumu öğrenmeye çalıştığım da ise
baskılarıma epey direndikten sonra kimseye söylememem şartı ile :
Birkaç ay önce Apdullah Aymaz buraya bu raya geldi ve senin televizyonlara para karşılığı h. Efendinin video kasetlerini sattığını söyledi , zaten Kemalettin Özdemir de polisler den senin için devamlı kasetler ve hain olduğunu içeren raporlar getiriyordu, h. Efendide senin “Hain” olduğuna inanıyor bu durumu düzelmeğe bak dedi.
ben buraya yüzleşmeye hazır olarak geldim ,ve KURANA YEMİN ederim ki bu bir iftira ve yalandır.

"İDDİA EDEN İSPAT ETMEK MECBURİYETİNDEDİR.”

16 . gün h. Efendinin kapısına giderek durumu arz ederek yemin ederek durumu düzelteceğimi ,ve fitnenin çok kolay halledilmiş olacağını düşünüyordum .

Kapısını çaldım ve görüşmek, elini öperek konuşmak istediğimi söyledim, beni hiç konuşturmadan , bak Nuri efendi Allah şahit ki şu yürüyüş bandına binip de sana dua etmediğim bir gün yok sana karşı kalbimde hiçbir kırıklık yok, sen kalmağa devam et hiçbir şey konuşmayalım dedi.


Benim için maksat hasıl olmuş ve hiç problem kalmamıştı. Her ne kadar hala kimse tek kelime konuşmasa, selam vermese de ben her şeyin zamanla hal olacağına inanmış ve 6 ay kimse konuşmasa selam vermese de dayanacaktım , 15 gün daha ayni minval üzere geçti kendide hala tek kelime dahi lutf edip konuşmamıştı ama ben mutluydum.
31 .gün o eski dost yanıma gelip “ Nuri sen gerçekten kaset falan satmadın değil mi ?” “eğer yapmadın ise git Kur’an’a yemin et Cevdet hala senin hain olduğuna inanıyor .Beni de seni müdafa etmeğe çalıştığım için ; “sen de ondan yana mısın senin adamın mı ?” diyor.

Bu ikazı alınca ben HAZRET İN normal olduğunu, doğru değerlendirme yapabileceğini, her şeyin hal olacağını düşündüğüm için ne için Cevdet’e yemin edeyim gider hoca efendiye yemin ederim dedim .

O gün ikindi namazını kıldıktan sonra hazretin neşesi gayet iyi idi
herkese giyecek şeyler hediye etmiş ,iltifatlarda bulunuyordu Ali Ünal ve dr. Kudret Ünal’ı odasına çağırdı ben ve diğer arkadaşlar da namaz kılınan salon da idik onlar odadan çıkarken bende kapıya sokularak görüşmekistediğimi söyledim odaya girdim ve yere diz çökerek oturdum, kendisi oturmadan ayakta durarak ne istediğimi sordu , ben de “hocam bu gün bir ay oldu fakat hala elinizi öpüp barışamadık , müsaade ederseniz açıklayayım kaset meselesi için de Kur’ana yemin etmek istiyorum “ dedim .


Fakat ne olduysa oldu pür hiddet bağırmaya başladı kendisine hiç yakıştıramadığım galiz sokak küfürleri sarf etmeğe başladı ve “çık dışarıya hain sen buraya bana su-i kast yapmağa beni öldürmeğe geldin hain ben 30 gündür gözümü kırpmadım sen geldiğinden beri uyumuyorum İsmail hoca, dr Kudret bey Arif (polis) yetişin bu haini ÖLDÜRÜN YAKALAYIN hemen FBI arayın” diyerek üzerime hücum edip kolumdan sürükleyerek dışarıya fırlattı. “Hocam siz bunları nasıl söylersiniz bunlar size hiç yakışmıyor ben sadece el öpüp kurana yemin edecektim” dedim ve salondan çıkmamak için direndim koltuğa oturdum “hocam siz bu iftiraya nasıl inanırsınız beni istediğinizle yüzleştirin ben KURANA YEMİN ederim ki bu İFTİRA ve KOMPLODUR” dedim .

“Sen KURANA İNANMASSIN ki hainsin ben bunu 30 yıldır biliyorum ve senin buraya beni ÖLDÜRMEK için geldiğini YÜZÜNDEN okumuyorsam EŞŞEK OĞLU EŞŞEĞİM yakalayın , ÖLDÜRÜN BU HAİNİ , ÖLDÜRÜN BU HAİNİ” diyerek belinde silah bulunan devletin polisi ne ve benim 35 yıllık ahmak arkadaşlarıma ölüm fetvası veriyordu kutsal adam. Bütün oradaki 20 kişinin önünde kimi yakamdan kimi kolumdan karga tulumba sürüklenerek aşağı kata indirilirken hala bağırarak ölüm emirlerine devam eden kutsal büyüğümüz hala beni öldüren biri çıkmadığını görünce hızını alamadı ve şöminenin kancalı demirini kaparak aşağı kata kadar demirle saldırdı ben odama girip hala durumu aydınlatabileceğimi düşünerek dayanmaya ve hain olmadığımı haykırmaya devam ediyordum.


Ben odamdan çıkmamaya direndikçe en başta İsmail hoca gibi mülayim bilinen bir eski arkadaş bile kahramanlaşmağa başladı boğazımı sıkarak bana yumruk sallayarak gitmeğe zorluyordu polis arifin ve Nejdet Başaranın rica ederek gitmeğe zorladığı yerde hayret ki İsmail hoca gibi biri yumrukla kovalıyor, boğazımı sıkıyordu. Şahsi eşyalarımı bile toplayamadan 5 dakikada itilerek kaktırılarak bir arabaya konularak New York’ta gece saat 11 sularında ana caddelerden birinde bir otelin önünde bırakıldım.


Allah’ımızın yüce inayetine sığınarak, bu büyük ve ağır imtihanın bizlere ve hizmete neler kaybettireceğini ,mühim ve büyük işler yapıyoruz dünyaya hoş görü ve diyalog götürüyoruz zannederken nasıl bir iç yabancılaşmaya , sevgisizliğe MUHABBET FEDAİLERİ olmak niyeti ile çıktığımız kutsiler olma yolunda MECZUPLAR , FRANKEŞTAYN LER,ROBOTLAR haline gelişimize hayret ve dehşetle düşüne düşüne, büyük bir üzüntü ile Amerika’ dan döndüm.

Okuldan arabamı alıp Sermet’in dükkanına gittim Münir kardeşte oradaydı daha ben selam vermeden ağabey geçmiş olsun dediler . Bize Barbaros bey haber verdi hoca efendi seni kovmuş ASYA FİNANS ve IŞIK SİGORTAYI dolandırdı.İşte bir iftira daha. Asya finansın kuruluşunu bizzat ÖZER ÇİLLERİ Altunizade Fem’e Hocaefendi ile görüştürerek kuruluşuna uğraştığım ve bizzat Nevzat saygılı oğlu ve hazinebaşkanı Yaman Törüner e kuruluş müsadesini Tansu Çillerin emri ile verdirmede kullandığım doğru. Fakat asyafinansın hiçbir açılışına veya binasına bile çağırılmadığım da doğru Fakat dolandırdığımda işte yeni bır büyük yalan ve iftira daha
ŞİMDİ LÜTFEN YAZDIKLARIMI DİKKATLİ OLARAK 1 DEFA DAHA OKUYUN VE YERİME KENDİNİZE YAPILDIĞINI DÜŞÜNEREK NELER HİSSETTİĞİNİZİ BİLDİRİN.


Türkiye ye geldiğimde aldığım ilk haber de daha öncede yapıldığı gibi hiç kimsenin benimle konuşmaması , gizli boykot tehdidi el altından cemaate ulaştırıldı.


Buna rağmen bir aydır sabırla bu sorumsuz ve ahmakça yapılan uygulamanın düzeltilebileceği bir yol bulmak için Aliriza tanrı sever, Ali açıl,Aptullah Aymaz,Ali Bayram, Şerifali Tekalan, Kemalettin Özdemir ve Mesıh gülen beylere bana yapılan bu iftiraları açıklamalarını , 35 yıl sonra hain olarak öldürülmeye bizzat hoca efendinin eliyle yapmağa kalkması , ve emir vermesinin akılla mantıkla izah edilmesini, Delil ve şahitler huzurunda ispatlanmasını, bir heyetin benimle konuşmasını istedim, İşte böyle sorumsuz , kontrolsüz, hiçbir kural ve denetime tabi olmayan sınırsız kuvvet tek kişinin eline geçerse en dengeli insanları bile adaletten kaydırıp, hak namına diye diye şahısları baştan çıkarabiliyor kuvvet aklın rağmına hareket ediyor ,kaba kuvvetle hak ve hukuk böyle çiğneniyor. Şimdi arzu ve isteğimiz odur ki: Başta Kemalettin ve Aymaz beyler olarak bütün arkadaşlar sebep oldukları bu fitnenin bana ve bu hizmete yapılan bir iftira ve tuzak Olduğunu;

1-HOCA EFENDİNİN BENİM HAKIMDA HAİN OLDUĞUMU VE ÖLDÜRÜLMEM İÇİN VERDİĞİ EMRİN GEREKÇESİNİ AÇIKLAMASINI


2-BÜTÜN HİZMETİN İDARESİNİ HALKIN BİLDİĞİ GÜVENDİĞİ ŞAHISLARDAN SEÇİLMİŞ HEYETLERE BIRAKMASI


3-HİZMETE AİT BÜN İŞLERİN VE ÜNİTELERİN ENVANTERİ ÇIKARILARAK HEYETLERE VE İLGİLİ KURULUŞLARA BIRAKILMASI


4-GİZLİ KAYNAK KULLANIMI NIN AÇIKLANMASI, ÖNLENMESİ GİZLİ ŞAHIS SEÇİMLERİ VE GİZLİ TAYİNLERİN HEYETLERE DEVRİ.


5-İŞLERİN İZAH EDİLİR LEGAL FORMATLARDA ÇERÇEVELENMESİ VE TANITIMI


6-PLANLAYICI VE HEDEF BELİRLEYİCİ ÜNİTE


7-KEŞİF EDİCİ VE KURUCU ÜNİTE


8-YÜRÜTÜCÜ UZMAN KADRO




9-TEFTİŞ EDİCİ UZMAN KADRO


10-YARGI HEYETİ


11-BÜTÜN ÜNİTELERDEN İŞTİRAKÇİLERİN BULUNDUĞU GENEL MEŞVERET ŞURASI



İle gerçek bir şah-ı manevi ve heyetler ile yürütülerek bütün insanların anlayacağı,dünyaya izah edilebilir legal bir tarz da yürütülmesi BAKİ HAKİKATLAR FANİ ŞAHISLARA BİNA EDİLEMEZ DİYENLERİN HATIRINA KENDİNİ YİĞİT ÇE SIFIRLAYIP KAÇTIĞI ÜLKESİNE VE HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTIĞI CEMAATİNE GERİ DÖNEREK HATASINI FİİLEN DÜZELTMELİ


REHA MUHTAR DAN özür dilediği gibi ALLAH TAN VE BÜTÜN İNANANLAR DAN ÖZÜR DİLEMELİDİR . Ben bütün bu ve bunun gibi pek çok ve izah isteyen soruların ve üzülerek içine atan, yiğitliğe sığmaz diye hesap sormak istemeyen patlama durumuna gelmiş pek çok vefalı , gözü yaşlı,kenara itilmiş hizmet insanlarının, (BÖYLE Mİ) olacaktı diyerek gönül kırıklıklarına ve beddualarına şahit oluyorum sizler de benden daha çok bunları biliyorsunuz.

Fakat birinin kral çıplak demesinden , her nasılsa yakaladığınızı düşündüğünüz , ahret makamlarının ve yanında maddi menfaatleri kaçıracağınızdan güya hizmetin istikrar ve düzenini koruma adına zulüm ve yanlışları görmezden gelmeyi büyük hizmetler yapma adına küçük kusurlar olarak hem kendinizi hem etrafı kandırıyorsunuz. Gözleri kör bir sahabinin hatrına Nebisine itap eden, iftiraya uğrayan masum zevce, Hz. Aişe adına gökleri konuşturan adl-i ilahi den korkmak, İman hizmetin de Isparta iki kardeşin birbirine küsmesi ile arka arkaya
Üç zelzelenin olmasına dikkat çeken zatın sözünden çok ibret almak lazım diye düşünüyorum.


Bütün dünyaya öldürülmem için emir verdiğinin şahitleri: NECDET BAŞARAN , ALİ ÜNAL, DR KUDRET ÜNAL, İSMAİL BÜYÜKÇELEBİ,POLİS ARİF VE ENAZ ORADA BULUNAN 20 KİŞİ


BÜTÜN TÜRKİYEYE KİMSE KONUŞMASIN KONUŞANLA DA KONUŞULMASIN DİYE EMİR GÖNDERDİĞİNİN ŞAHİDİ:


BARBAROS KOCAKURT, SALİH ÖZ , NECDET İÇEL VE DAHA PEK ÇOK ŞAHİT Hak ve Adalet onu gerektirir ki beni ve onu yetkili bir heyet dinlesin. Haklı olan yargılanmaktan yüzleşmekten korkmaz fakat kutsallaşan ve efsaneleşen kişiler yargılanamaz

Bu şekilde bütün bir cemaati bana karşı kullanarak, hiç kimsenin benle konuşmaması emrederek iç bünyede çözüm arama yollarını kapatarak beni mecburen dış yollarda hak aramaya iterek sinsice yapmak istediği:

İşte bakın ben kerametimle onun hain olduğunu çok önceden nasıl bildim demek için hazırladığı pis bir tuzak.


Ya da susup hain olduğuma itiraz etmeyip , kabul etmek, hainliğimi bana ve cemaata tasdik ettirmek.


BU DURUMDA HER ZEMİNİ KULLANARAK BU ZULME, İFTİRALARA HİZMETE YAPILAN BU İHANETLERİ KAMU OYUNA AÇIKLAMAK VE HİZMETİN 35 YILDIR MUHASEBESİNİ YAPMAK HİZMETE KARŞI BİR VEFA BORCU OLDUĞU KANAATİNDEYİM.





Nurettin Veren

0 yorum: