" Medya Terörün Oksijenidir." ( Margareth Thatcher )
Giriş
Terörizmi oluşturan ve gelişimini sağlayan ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi ve psikolojik faktörler vardır. Terörizmin oluşmasına ya da gelişmesine katkıda sağlayan en önemli faktörlerden biri de kitle iletişim araçlarıdır. (medya).
Günümüzde kitle iletişim araçları (medya) baş döndürücü bir hızla gelişerek dünyamızı küresel bir köy haline getirmiştir. Dolaysıyla sıradan insanlar bile dünyanın herhangi bir yerinde olan olayla ilgili ya üzülmekte ya da sevindirebilmektedir.
Medyanın insanlar üzerindeki etkileme gücü ise inanılmaz derecede büyüktür. Bu çerçevede, medyanın insan “zihnini yönlendiren” bir araç konumunda olduğu bile söylenebilir.
Medya; kısa vadede toplumların yönetiminde ve yönlendirilmesinde etkili olup, yasam yürütme ve yargı erklerinden sonra dördüncü kuvvet olarak kabul edilmektedir. Uzun vadede ise toplumların oluşup gelişmesinde ve yönlendirilmesinde; yasam, yürütme ve yargı erklerinin kullanılma biçimlerinin şekillendirilmesinde geniş anlamda, tek kuvvettir.
Bu makalede terör olaylarının medyadaki sunumunun avantaj ve dezavantajları tartışılacaktır. Bunun için terörizm, silahlı propaganda ve medya kavramları tanımlanacak, ardından da terör haberlerinin meydada sunumunun avantajları ve dezavantajları açıklanacaktır. Sonuç kısmında da bazı önerilere yer verilecektir.
1. Tanımlar
1.1.Terörizm
Latince “terrere” den gelen terör sözcüğünün, “kokutma, dehşete düşürmek, korkutup kaçırmak, caydırmak” gibi anlamları vardır. Türkçe’deki karşılığı ise, “korkutma, yıldırma ve tedhiş” anlamına gelmektedir.
Akademisyen, yazar, güvenlik görevlileri ve devletler tarafından yüzlerce tanımı yapılmış olmasına rağmen, günümüzde ne Türkiye’de ne de Dünya’da terör teriminin tanımı ve kapsamı konusunda görüş birliği yoktur. Terör, terörizm, terörist ve terör örgütü konularındaki tanımlar, çoğunlukla bakılan tarafın verdiği anlamı yansıtmaktadır. Diğer bir deyişle, bir tarafa göre vatan haini ve terörist olan; karşı tarafa göre ise kimi zaman bir milli kurtuluş veya özgürlük savaşçısı (mücahit) olabilmektedir. Bu durum ise, söz konusu kavramlar konusunda herkesin fikir birliğine sahip olduğu bir tanım yapmayı güçleştirmektedir. Bugüne kadar yapılan tanımlarda terör ve terörizm kavramları birbirine karıştırılmaktadır. Terör çoğu kez gayri idari olarak meydana gelebilir. Bu çerçevede, tek başına ele alındığında, her türlü şiddet hareketini terör olarak tanımlamak mümkündür. Terörizm ise, siyasi unsuru içeren yani bir ideolojisi bulunan ve mevcut sistemi şiddet yolu ile tahribe yönelmiş olan durumlardır.
Terörizm; “Bir ideoloji etrafında örgütlenen birden fazla kişinin siyasi amaçlarını gerçekleştirebilmek için yürüttüğü kuralsız şiddet hareketleri” olarak tanımlanabilir. Bir eylemin terör eylemi olarak kabul edilebilmesi için ise, “ideoloji, örgüt ve eylem” unsurunun bir araya gelmesi gerekmektedir. Bu unsurlardan biri eksik olduğunda oluşan suç, terörizm suçu dışında tasnife tabi tutulmalıdır. Örneğin, siyasal özellik taşımayan şiddet hareketleri örgütlü bile olsalar, bunlar daha çok örgütlü veya organize suç hareketleri olarak kabul edilmektedir.
1.2. Amaç
Silahlı şiddet hareketleriyle bir devletin yıkılması mümkün görülmektedir. Terör örgütlerinin amaçları, faaliyet yürüttükleri ülkelere ve kendilerini yönlendiren merkezlere göre değişebilmektedir. Bu çerçevede örgütlerin amaçları;
• Devletin siyasal şiddet hareketleriyle ele geçirerek rejimini değiştirmek,
• Bir ülkeyi ekonomik, siyasal, kültürel ve askeri açıdan zaafa uğratarak yıpratmak şeklinde ifade edilebilir.
1.3. Silahlı Propaganda
Terör örgütleri propagandayla doğar ve propagandayla yaşamlarını devam ettirirler. Bu çerçevede, propaganda yaşamlarını devam ettirirler. Bu çerçevede, propaganda terör örgütlerinin hem amacı, hem de aracıdır. Nitekim, ideolojik alt yapısını oluşturan terör örgütleri sansasyonel bir eylemle varlığını duyurmaya çalışmışlardır. Örneğin, kuruluşunu ilan etmek için, DHKP/C terör örgütü 1994 yılında eski Adalet Bakanları’ndan Mehmet Topaç’ı öldürmüş; PKK-KADEK de Adalet Partisi Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Celal Bulcak’a eylem düzenlemiştir.
Terör örgütleri kuşlama, trikleme, pullama, afiş broşür, gazete, dergi, kitap, radyo, tv, ölüm orucu, açlık grevi vb. eylemlerle propaganda faaliyetleri yürütmektedirler. Bunun yanında yürüttükleri silahlı faaliyetlerini de “silahlı propaganda” olarak ifade etmektedirler.
Silahlı propaganda; “Devleti siyasal şiddet hareketleriyle ele geçirmek ve rejimini değiştirmek isteyen terör örgütlerinin, silahlı güç kullanmak suretiyle kitleleri etkilemeye çalışması” olarak tanımlanabilir.
Stalin, Mao, Ho-Şi-min, Alberto Bayo, Che Guavera, Douglas Bravo, Carkso Marighella gibi komünistler, “silahlı propaganda” teorisini geliştirerek uygulamışlardır. Silahlı propagandanın amacı, terörün ve tehdişin yaratacağı şaşkınlıkla, kitleleri topyekün bir ayaklanmayı sevk etmek ve halk savaşını ordular savaşı içerisinde örgütleyerek zafere ulaştırmaktır. Türkiye’de faaliyet yürüten DHKP/C, TKPM/L-MKP, MLKP, PKK-KADEK ve Hizbullah İBDA/C vb. terör örgütlerinin de bu amacı taşıdığı söylenebilir.
Silahlı propaganda faaliyetleriyle örgütlerin amaç ve hedefleri şöyle ifade edilebilir:
• Varlığını duyurma ve gücünü gösterme ( propaganda )
• Devletin otoritesini sarsma,
• Devleti halka baskı yapmaya zorlama
• Kendinden yana olmayanları sindirme ve duyarsız hale getirme
• Toplumu “korku hipnozu” na tabi tutma
• Taraftarlarına moral verme
• Örgüt üyelerini eğitme
• Örgüt üyeleri üzerinde otorite kurma ve disiplin sağlama
• Kaos meydana getirmektir
1.4. Kitle İletişim Araçları (Medya)
Kitlelerle iletişim amacıyla kullanılan, afiş, broşür, kitap, radyo, tv, internet, sinema, tiyatro vb. araçların tamamına kitle iletişim araçları denir.
Kitle iletişim araçlarının bazı özellikleri vardır:
• Genellikle tek taraflı bir iletişim söz konusudur
• İstedikleri hedef kitleyi seçebilirler
• Çok geniş biz izler kitleye ulaşabilirler
• Mümkün olduğunca çok geniş bir izleyici kitlesinin dikkatini çekebilmek için semboller kullanabilirler
Toplumsal hayatta medyanın bazı görevleri vardır:
• Toplumlarda demokratik kuralların ve politikaların yerleşmesi için önemli bir kamu görevi yerine getirmektedirler
• Farklı ideoloji, hayat felsefesi ve inanca sahip toplumsal grupların kendini ifade edebilmesine imkan sunarlar.
2. Terör Haberlerinin Kitle İletişim Araçlarındaki Sunumu
Yapılan araştırmalara göre, terörizmle medyanın çok yakın bir ilişkisi vardır. Olaya medyanın penceresinden bakıldığında, medya demokratik sistemlerde önemli bir unsur olmakla birlikte, ekonomik kazanç sağlayan kuruluşlardır. Bundan dolayı ekonomik endişe, medyada dikkat ve ilgi çekici haberleri gündeme getirmektedir. Bu da medyanın terör haberlerine ilgisini arttırmaktadır.
Olaya terör örgütlerinin penceresinden baktığımızda ise karşımıza reklam ve propaganda çıkmaktadır.Terör örgütleri, seslerini, amaçlarını isteklerini büyük kitlelere ulaştırabilmek için eylem yapmaktadırlar. Bunun da yolu medyadan geçmektedir. Bu çerçevede terör-medya ilişkisinin kesiştiği nokta kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
Bir Çin Atasözü; “Bir kişiyi öldür, onbin kişiyi korkut” demektedir. Günümüzde ise terör örgütleri, kitle iletişim araçlarını kullanarak, “Bir kişiyi öldürüp, milyonları korkutmaktadırlar” Bu vasıtayla kitleleri ikna etmede silahlı ve silahsız her türlü propaganda yönteminden faydalanmaktadırlar.
Georges Sorel de, “20. yüzyılın tek bir ilahı vardır, o da korkudur” sözleriyle kitleleri yönetmenin ve onları arzu edilen hedeflere götürmenin en uygun çaresinin korkuyu yaygınlaştırmak olduğunu söylemektedirler. Kokuyu egemen kılmak, bu yolla amaçlarına ulaşmak isteyen terör örgütleri, yaptıkları eylemin daha ses getirici, eylem türü olarak en medyatik olanı belirleme eğilimi göstermektedirler.
Bu bağlamda, 1960’lı yıllarda faaliyet yürüten terör örgütlerinin kır teröründen şehir terörüne kaymasının başlıca sebeplerinden biri, teröristlerin tanımlamalarını sağlayacak gazetecilerin, TV kameralarının ve bunları okuyacak ve izleyecek büyük bir kitlenin bulunmamasıdır. Bir Latin Amerikalı terörist bu durumu çok açık olarak ifade etmektedir. “Eğer şehirde küçük bir bombayı bir binaya koyarsak basında baş haber olurdu. Şehir propaganda ve siyasal mücadele için ziyadesiyle önemlidir.”
Kısacası, terör örgütleri amaç ve hedeflerine ulaşmak için medyayı en iyi şekilde kullanmak istemektedirler. En önemli amaçlarından biri “kamuoyunu bilgilendirmek” olan kitle iletişim araçlarının da bazen bilerek ya da bilmeyerek, bazen de rayting kaygısıyla terör örgütlerinin propagandasını yapabilmektedirler. Bunun avantaj ve dezavantajları şöyle ifade edilebilir:
2.1. Terör Haberlerinin Medyada Sunumunun Avantajları
Terör haberlerinin medyada olduğu gibi sunulmasının bazı avantajları vardır. Bunlar şöyle ifade edilebilir.
• Toplumun haber alma özgürlüğü sansürsüz gerçekleşmiş olur.
• Olaylardan sonra devlet ve güvenlik güçleri aleyhinde oluşabilecek dedikodu,sayia, fısıltı vb. propaganda faaliyetleri engellenmiş olur.
• Medyanın Anayasal bir hakkı olan “özgürlük ilkesi” yerine getirilmiş olur.
• Bu görüntüleri izleyen vatandaşlarda güvenlik güçlerine olan güven duygusu pekişebilir
2.2. Terör Haberlerinin Medyada Sunumunun Dezavantajları
Bugüne kadar medyanın terör haberlerini sorumsuz, ilkesiz ve abartarak verdiği konusunda vatandaşlarımızda ve gevenlik geçlerinde yaygın bir kanı vardır. Bu yaygın kanı aşağıda sıralanan argümanlarla dayanmaktadır. Bu kanaatleri doğrulayacak sayısız örnek yaşanmıştır. Bunlar şöyle ifa edilebilir:
a. Medya terör olaylarını verirken abartarak, sansasyonel bir şekilde vermektedir. Bu durum bulaşıcı bir etki meydana getirmektedir. Bundan dolayı diğer terör örgütleri de ajite olmaktadır. Örneğin, Mahir Çayan ve grubu ilk zamanlar kır terörünü savunuyorlardı. Fakat Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının arka arkaya Amerikan üslerine silahlı saldırı düzenlemeleri ve banka soymaları stratejilerini değiştirmelerine neden olmuştur. Bir çok örgüt mensubu “Denizler kadar olmadık, biz ne zaman eyleme geçeceğiz?” diye birbirlerine sormuşlardı.
b. Terör haberlerinin medyada sık sık ve sürekli olarak gündeme getirilmesi teröristleri kamuoyunda “tanınan” hatta yaptıkları şiddetli haklı ve kendilerini de bir “kahraman” durumuna getirebilmektedirler. Terör örgütlerine ait haberlerin sık ve uzun süreli verilmesi aynı zamanda terör örgütlerine “ülke gündemine hakim olma” duygusu ve inancı vermektedir.
c. Terör örgütleri ve eylemleri haber yapılırken, dil üslup ve terminolojiye dikkat edilmemektedir. Özellikle kullanılan “özgürlük savaşçısı” “gerilla” tabirlerinin kullanılması örgütlere, kendilerinin muhatap alındıkları ve meşru görüldükleri duygusunu kazandırabilir. PKK’nın ilk faaliyetlerine başladığı yıllarda güvenlik güçlerinin bilgi birikiminin çok az olması ve bu konularla ilgili akademik çalışma yapan bilim adamlarının bulunmayışı çok büyük hataların yapılmasına neden olmuştur. Bir medya mensubu “terörizm”le “gerilla”nın ayrımını çok iyi bilmelidir. “Gerilla faaliyeti yürüten gruplar savaş hukukuna tabidirler ve sivil öldürmezler. Terör örgütleri ise, şiddeti kuralsız olarak kullanırlar ve sivil öldürürler. Nitekim Avrupa ülkeleri, PKK sivilleri acımasızca öldürülmeye başlayınca bir terör örgütü olarak kabul etmeye başlamışlardır.
d. Medya tarafından terör olaylarının geniş ve detaylı bir şekilde verilmesi örgütlere bazı avantajlar sağlamaktadır. Detaylı verilen haberler sonucunda, gerçekleştirilen eylemle ilgili tekniklerin ortaya konulması ve yapılan yanlışların belirlenmesiyle bir nevi örgütlere teknik bir perspektif sunulmaktadır. Bu durum, örgüt elemanlarının eğitimlerini yeniden gözden geçirmelerine ve yeni eylemler için motive olmalarına zemin hazırlayabilmektedirler. Örneğin, Dünya Ticaret Merkezine ilk defa 1993 yılında saldırı düzenlenmiş, düzenlenen bu saldırıyla bina yıkılamamıştır. Bu çerçevede, 11 Eylül 2001’de düzenlenen saldırılara bakıldığında, terör örgütlerinin 1993 yılında düzenlenen saldırıdan ders çıkardıkları söylenebilir.
e. Medyanın bazı haber toplama yöntemleri, güvenlik güçlerinin yürüttüğü operasyonlarla büyük zararlar verebilmektedir. Özellikle rehine kurtarma operasyonlarında bu tür örneklerle rastlanılmıştır. Medya fırsat buldukça polisin muhtemel taktiksel yaklaşımları hakkında haber neşrederek teröristlere bilmeden yardım etmektedir.
Örneğin, 1977 yılının Ocak ayında Lufthansa’dan Mogadishu’ya gitmekte olan uçağın kaçırılması olayında medyanın yayınları rehinlerinin ölmesine direkt katkıda bulunmuştur. Teröristler, radyo yayından uçağın Alman kaptanının yere inerken gizlice otoriterlere bilgi verdiğini duymuşlar ve kaptanı anında öldürmüşlerdir. Ayrıca terör operasyonlarının naklen verilmesi de bu açıdan değerlendirilmelidir. Ülkemizde 17 Ocak 2000 tarihinde İstanbul’un Beykoz semtinde yapılan Hizbullah operasyonu buna en iyi örneklerden biridir. 14:30’da başlayan operasyon, 15:00 canlı olarak televizyonlarda verilmeye başlandı. Operasyonun bitiş saati 19:30’dan yarım saat öncesine kadar yayın devam etti. Teröristler televizyon seyrediyor olsaydı ve dışardan bir örgüt mensubu cep telefonuyla operasyonun yapılış şeklini haber vermiş olsaydı, operasyon çok vahim bir şekilde sonuçlanabilirdi.
f. Medya, terör haberlerini sunarken, ceset görüntüleri, kan izleri vb. yayınlanabilmektedir. Haberleri çocukların da izleyebileceği dikkate alınırsa, bu görüntüler toplumun ruhunda çok derin yaralar açabilir. Toplumu korkuyla “hipnoz” ederek duyarsızlaştırabilir ve karamsar hale getirebilir. Gelişmiş ülkeler filmlere 12,16,18 ve U (Universal-herkes seyredebilir) şeklinde yaş sınırlamaları getirmişlerdir. Sorumlu yayıncılar televizyonlarda belli bir saatten önce (genellikle akşam 9) şiddet içerikli ne bir film ne de bunun reklamını yayınlamaktadırlar.
Ayrıca, bu yayınlar izlendiğinde Türkiye’nin imajını etkilemektedir. Yurtdışındaki insanların bir çoğu Türk insanı hakkındaki kanaatlerini orada yaşayan vatandaşlarımız ve medyamızdan öğrenmektedirler. Dolaysıyla her Allah’ın günü televizyon haberlerinde kan, ceset, karmaşa, kaos, şiddet vb. görüntüleri izleyen yabancı insanlar, Türkiye hakkında olumlu şeyler düşünmeyecektir. Bu durum turizmimizi çok yakından etkilemektedir. Örneğin, 1993 yılında Türkiye’de terör faaliyetlerinin zirve noktaya çıkması sonucunda, İngiltere’de bir çok turist seyahat biletlerini iptal etmişlerdir. Çünkü o günlerde terör haberleri medyada günlerce baş haber olarak verilmiş, bu haberler de BBC ve diğer haber kanallarında sürekli yayınlanmıştır.
g. Medyanın bir diğer özelliği de hassas operasyonlara katılan görevliler hakkında gerekli görüntü, gerekse yazılı olarak geniş bilgi sunmasıdır. Terör örgütleri de bu tür operasyonlara katılan bireyleri er geç kendilerine bir hedef olarak seçmektedirler.
h. Medya “zanlıların masumiyeti ilkesi”ni ihlal etmektedir. Bir insan terörist bile olsa mahkeme tarafından yargılanmadan, medya tarafından yargılanarak adeta cezası verilmektedir. Anglo-sakson ülkelerde “sanığın masumiyeti” ilkesi gereği basına görüntü yasağı getirilmiştir. Hiçbir basın mensubu ne tv kamerasıyla ne de fotoğraf kamerasıyla mahkeme içerisinde görüntü alamamakta ve yalnızca el çizimi, farazi resim yayınlayabilmektedir.
i. Terör haberlerinin sürekli medyada yer alması ve özellikle güvenlik güçlerinin hatalarının abartılarak verilmesi sonucunda, güvenlik güçleri demoralize ve kendilerini değersiz görebilirler.
Sonuç ve Öneriler
Demokratik ülkelerde bilgi almak vatandaşların en temel haklarından biridir. Bundan dolayı medya her türlü olayı haber olarak kamuoyuna sunabilir. Önemli olan haberin nasıl sunulduğudur. Abartarak, sansasyonel bir şekilde sunulan haberlerin topluma herhangi bir şey kazandırmadığı yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır.
Ülkemizde son yıllarda güvenlik güçleri, içerisinden akademisyen ve gazetecilerden sayısız terörizm uzmanı yetişmiş bulunmaktadır. Bu uzmanların kaleme almış oldukları makale ve terörle mücadele konusunda uzun yıllar yaşanan bilgi eksikliğini önemli ölçüde giderdiği söylenebilir. Nitekim, terörle mücadelede konusunda kamu kurum ve kuruluşlardan vatandaşlarımıza ve medyaya kadar herkesin bilinçlendiği gözlenmektedir.
Medyada yapılan terör haberlerinin büyük çoğunluğu yapılan münferit hataların yanında, olması gerektiği şekilde sunulmaktadır. Bununla birlikte, “Bir zanlı suçu ispat edilene kadar masumdur ilkesi” hala ihlal edilmektedir. Bir insan mahkeme tarafından yargılanmadan, medya tarafından yargılanarak adeta cezası verilmektedir. Ümraniye sapığı haberi buna en iyi örneklerden biridir. Ayrıca, medya mensupları tarafından “Gizli”lik derecesi taşıyan resmi yazılar güvenlik güçlerinde danışılmadan haber yapılabilmektedir. Terör örgütlerinin de medyayı yakından takip ettikleri düşünüldüğünde yapılan bu haberlerin sonuçları kamunun güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda, medya terör haberlerini sunarken bu iki konuda da daha itinalı davranması gerekmektedir.
Medya mensupları özellikle terör olaylarını haber yaparken gerekli itinayı göstermediğinde, denetim mekanizmaları devreye girmelidir. Üç türlü denetim mekanizması vardı;
1. Yasal Denetim: Bunu özellikle RTÜK yerine getirmektedir. Ancak RTÜK’ün uygulamaları günümüzde tartışılmaktadır. Çünkü, RTÜK bir yanlış haber yapıldığında televizyon kanalını tümden kapatmaktadır. Bu durum televizyon kanalını özellikle ekonomik açıdan zayıflatmakta, diğer yandan da özgürlüklerin yasaklarla kısıtlandığı bir ülke imajı vermektedir. Televizyonun tümden kapatılması yerine, illa ceza vermek gerekiyorsa hatayı yapan programa verilebilir.
2. Medyanın Kendi Kendini Denetimi: Bu görevi Basın Konseyi ve Gazeteciler Cemiyeti yerine getirmektedir.
3. Vatandaş Denetimi: Ülkemizde en zayıf denetim mekanizmalarından biridir. Demokratik toplumlarda kamu adına işlev yapan kurumların en önemli denetçisi vatandaşlardır. Vatandaşımızın haklarını soran, sorgulayan bireyler olarak yetiştirilmesi gerekmektedir.
25 Kasım 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
hiç yakışmadı bu haberi yapanları kınıyorum
Yorum Gönder