30 Aralık 2008 Salı

Fethullah Gülen İle Bayramlaşma

Hüseyin Gülerce, ZAMAN gazetesindeki bayramlaşma yazısında, F. Gülen' e goygoyculuk yaparken aslında onu yerden yere vurduğunun fakındamı acaba?...

MERD-İ KIPTİ ŞECAAT ARZEDERKEN, SİRKATİN OKURMUŞ ( Anlamı: Hırsız kahramanlığını anlatırken, kabahatlerini itiraf edermiş )...

Hüseyin Gülerce zor şartlarda büyük müesseseler henüz ortada yokken ( Cemaate bağlı TV, vb... ) bu işin hiç içinde emeği olmayan, 93 yılında ZAMAN gazetesine öğretmenlikten transfer yoluyla yamanmış birisidir. Genç cemaat üyelerine kendisi bu işin eski kurucularındanmış gibi lanse etmek için, F. Gülen' e yakınlığını anlatmaya çalışıyor. Bu yazıya, F. Gülen yalakalığımı yoksa bir gazetecilik başarısımı denir buyrun taktir sizin.

İşte bahsi geçen ZAMAN gazetesindeki yazısı :

Gülen ile Bayramlaşma

Bir aya yaklaşan ABD seyahatimin sonunda, Pennsylvania'da misafirlerini kabul ettiği vakıf binasında muhterem Fethullah Gülen ile aynı safta bayram namazını kıldık. Aynı gün bir güzellik daha yaşadım. Bediüzzaman'ın ilk talebelerinden, 84 yaşındaki muhterem Abdullah Yeğin de bayram ziyaretine gelmiş. Onunla da tanışma bahtiyarlığına erdim.
Hele, Sayın Gülen'in kendisini Adana'dayken ziyaretinden uzun yıllar sonra ikisinin karşılaştıkları andaki kucaklaşmaları görülmeye değerdi.

Sayın Gülen, ayrılırken kendisini, bahçeye çıkarak bineceği arabaya kadar uğurladı. Sonra da, gelen misafirlerinin bir kısmı ile birlikte, 'Benim şefkatime dokunuyor.' diyerek kurbanının kesilmesine iştirak etti.

Bayram namazında alınan tekbirler, vatanımızdan binlerce kilometre uzaklıkta olan insana daha başka duygular yaşatıyor. Buralarda en çok minarelerden duyulan ezan seslerini özlüyorsunuz. Kader planında bu gurbet namazları acaba ne ifade ediyor?

Kurban kavurmasının da yer aldığı kahvaltıdan sonra kısa bir sohbet oldu.

Washington'da bir diyalog merkezinin başında bulunan arkadaş, çalışmalarından etkilenen Amerikalıların da maddi destekte bulunmak istediklerini söyleyince Gülen'in cevabı şu oldu: 'Bize gösterilen teveccüh bir bahşiştir. Ama biz yabancılardan para almıyoruz. Anadolu insanının sadakatine vefasızlık edemeyiz. Yardımı onlar fakir insanlara yapsınlar. Siz onlara fakir Hıristiyanları gösterseniz. Kimseden bir kuruş kabul etmeme, hizmetimizin itibarı ve milletimize saygının ifadesidir.' Böyle bir sahneye geçen yıl da şahit olmuştum. Bir arkadaş Avustralya'da bir Türk işadamının Anadolu'daki kasabasında bir yurt yaptırmak istediğini söylemişti. Sayın Gülen o zaman da, 'Yarın birileri çıkar, o arkadaştan bahsetmeden, 'Yurtdışından gelen paralarla eğitim faaliyetleri yapılıyor' diye tezviratta bulunur. Siz o arkadaşı ikna etseniz de, Avustralya'da bir Türk okulu projesine destek olsa.' demişti.

Sohbet sırasında Sayın Gülen'in şu sözleri çok etkileyiciydi: 'Bir mesele, topyekûn millete mal edilirse gözünüz arkada kalmaz. Çünkü millet doğurgandır. Millete mal olma çok önemli. Milletimiz, eğitim ve diyalog faaliyetlerini, çatışma yerine hoşgörü ve uzlaşma adına uzatılan eli makul bulmuştur. Bu hizmetlerin arkasında yüzde 80 gibi bir destek varsa, bu, milletimizin makul olanda birleşmesindendir. Kimileri bu faydalı işleri yapanlarla uğraşıyor. Baş edemeyince de, 'ne yapalım, edelim bu çark bizim hesabımıza dönsün' diyorlar. Halbuki hesaplarını doğru yapsalar, zaten o çark onların hesabına dönüyor. Siz, ülkenin geleceğini düşünüyor, büyük devlet olmayı istiyorsanız, bu çark zaten onun için dönüyor. Bu hizmetler millete mal oldu. Şimdi de Allah'ın izniyle dünyaya mal oluyor. 'Biz yaptık, biz yapıyoruz' dersek kaybederiz. Tevfik-i İlahi'nin en büyük vesilesi, vifak (uyumlu çalışma) ve ittifak (anlaşmak)tır. Cenab-ı Hak'tan gelen yardımları bu espriye bağlamalıyız.'

Biliyorum, sevenleri en çok Sayın Gülen'in sağlık durumunu merak ediyorlar. Her gün bir avuç hap alan, iki defa kendisine insülin iğnesi yapan, yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlığı olan bir insan Sayın Gülen.

Günde en fazla, o da aralıklı 2 saat uyuyor. Yine de şikâyetçi olduğunu hiç duymadım. Sağlığı bazen günde üç defa değişiyor. Keyifli anlarındaki hali görülmeye değer. Bir arkadaşımız, Ankara Kalesi'nde yabancı isimli dükkan ve lokantaları görünce bir Amerikalının; 'Böyle özenti içine girmeyin, sizin bin yıllık tarihiniz var.' dediğini anlatınca, hiç düşünmeden; 'Bin değil, dört bin yıl!' deyiverdi.


04/01/2007

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=482322

-----------------------------------------------------------------



Şimdi yazının diğer kısımlarını yorumluyalım...

84 yaşındaki muhterem Abdullah Yeğin dediği kişi, Said Nursi nin öğrencilerinden eski Nur cemaati liderlerindendir. Senelerce Fethullah Gülen' den " Nurculuğun içi sulandırılıyor " gerekçesiyle imtinayla uzak kalmışlardır. Fakat bu paragraflarda ABD ye F. Gülen in ayağına kadar giden Abdullah Yeğin' in biad ettiğini cemaate duyurarak güç pompalanmaya ve eski nurculardan katılımların devam edeceği ima edilmeye çalışılmış.

'Bize gösterilen teveccüh bir bahşiştir. Ama biz yabancılardan para almıyoruz. Anadolu insanının sadakatine vefasızlık edemeyiz. Yardımı onlar fakir insanlara yapsınlar. Siz onlara fakir Hıristiyanları gösterseniz. Kimseden bir kuruş kabul etmeme, hizmetimizin itibarı ve milletimize saygının ifadesidir.' Fethullah Gülen' in bu sözleri bahsettiği Anadolu insanının sadık yardımlarıyla ABD topraklarında yaşayarak ne derecede vefakar olduğunu göstermez mi?...

Hüseyin Gülerce: "Böyle bir sahneye geçen yıl da şahit olmuştum. Bir arkadaş Avustralya'da bir Türk işadamının Anadolu'daki kasabasında bir yurt yaptırmak istediğini söylemişti. Sayın Gülen o zaman da, 'Yarın birileri çıkar, o arkadaştan bahsetmeden, 'Yurtdışından gelen paralarla eğitim faaliyetleri yapılıyor' diye tezviratta bulunur. Siz o arkadaşı ikna etseniz de, Avustralya'da bir Türk okulu projesine destek olsa.' demişti". Şimdi Sayın Hüseyin Gülerce' ye sormak lazım, Avustralya' da yaşayan bir Türk iş adamının biriktirdiği paralarla kendi memleketine bir yurt yaparak kendi insanlarına sahip çıkmak istemesinin neresi yanlış? Ya da, bu iş adamı kardeşimizin parasını sanki Avustralya' nın çok ihtiyacı varmış gibi oraya yönlendirmenin neresi doğru?...

Nurettin VEREN

3 yorum:

Adsız dedi ki...

ulan ne var bu yazıda ne kadar da zalim insanlarsınız..çıkarın artık at gözlüğünü

Adsız dedi ki...

Yabancidan para kabul etmezler ama yabanci ülkelerde en lüks yerlerde siyonistlerin finanse ettigi diyalog toplantilari düzenlerler...

Adsız dedi ki...

Bu yazı ile sunulmak istenen yoruma, maksada; ne denebilir bilemiyorum. Yıllarca olmamış şeyleri yazdınız söylediniz; olmamış şeyler üzerine yorumlar yaptınız hakaretler ettiniz ve usanmadınız da. Ama şunu hala farkedemediniz ki; eleştirdiğiniz o insanlar bu yaklaşımları hiçbirzaman umursamadılar, umursayan yandaşları ise daha bir şevkle sarıldılar davalarına. Ben yaptığınız katkılardan dolayı sizlere ve sizin gibilere teşekkür ediyorum.