İstanbul' daki ilk eğitim faaliyetimiz Fatih koleji oldu. Rahmetli Hacı Kemal' in eski dostu Eşref Bey' in Fatih semti Çarşamba' daki bizden çok önce yaptırdığı, fakat devam ettiremediği, harap haldeki, enkaza dönmüş, içinde deve güreşleri yaptırılan Fatih Kolejidir. Başta Sabri Ülker ve M. Hasırcı' nın katkılarıyla bu harabe, iki yıla yakın çalışmalarla restore edilerek, okul eğitime başladı. İnşaatında pek çok insan gönüllü amelelik yaptı.
Hacı Kemal İstanbul' daki eski-yeni bütün dostlarını okula davet edip, yeni okullar açılması için coşuyor, coşturuyor, samimi gözyaşları ile cıvıl cıvıl okulu gösteriyordu. 80 yaşına merdiven dayamış bu samimi insanın dünyadan ne beklentisi olabilirdi? Fakat sekiz sayfalık bir azil-name ile ve protesto mektubuyla okula karışmaması emredildi. Ve " Yiğit yer edinme " ikazları ile Hacı Kemal kovuldu. Her şeyin Allah namına yapıldığına inandırıldığımız ve bundan emin olduğumuz için kimse bunda bir mahsur görmedi. Bu insafsız ve haksız olaya itiraz etmiyor, bizim ahirette kazanmamız için bizi terbiye ediyor zannediyorduk.
Kalbi kırık gönlü perişan olmuş yiğit Hacı kemal, İzmir Belevi' deki zeytinliğine dönmüştü. Buna F. Gülen sık sık " Hacı Kemal gücü elinde tutmak istiyor, onları ( Sabri Bey' i ve zenginleri ) hizmete getirmiyor " diyordu. Yani haset ve gıybetinden en sinsi sinsi fısıldanıyordu. Şirkten kaçmayı, şirk unsuru olmamayı öğütleyen bu insanın, bu gün hiç gitmediği Kıgızistan ve diğer Asya Ülkelerine gelen binlerce Vatan evladının, 5-10 yıl hizmet verdiği, ailelerinden koparak hayatlarını vakfettikleri, pek çoğunun oralarda uğruna ölüp kaldığı bu fedakarane işlerin ödülünü, kendine izafe etmek, boy boy posterlerini her gün televizyonlarda, milyon dolarlık Nuriye Akman ile reklamlarını, Zaman ve STV den başka bütün gazete ve televizyonlarda kendini şöhret putu haline getirmesini anlamak ve izah etmek mümkün değildir. Ağacı diken çapalayan, yeiştiren yerine ağaçtan meyva çalan ödüllendirilirmi ?...
Hacı Kemal ve pek çok kimseyi aynı sözlerle " Şirk unsuru olma, yaptığın işi Allah bilsin. Allah görsün, mükafatını ahirette alırsın " öğütleriyle geriye çeken, tevazu ve önde görünmemeyi öğütleyen bu insanın ABD ye gittikten sonra aklı ve kalbimi değiştirildi? Bizler okula gidinceye kadar çocuklarımıza vesikalık fotoğraf çektirmekten men edildik. Hiç birimizin nişanlılık, evlilik fotoğrafları yoktur. Düğün yapmadık. Fotoğraf haram diye F. Gülen tarafından şartlandırıldık ve inandırıldık. Kısa kollu gömlek giymedik. Kadınlarla tokalaşmadık. Kola içmeyi şarap içmekten daha günah ve Amerika' ya yardım etmek şeklinde öğretildik. Sana ve margarinin içinde domuz yağı var diye akrabalarımızın kardeşlerimizin anne-babamızın evinde yemek yemekten men edildik. Bizde bunlara inanarak onlardan ve toplumdan koptuk.
Etler besmelesiz kesilmiştir diye kimsenin etini, yemeğini yıllarca yemedik. Kadınlarımıza başını örtmek yetmez, burnunun ucunu dahi göstermemesi, elleri görünmemesi, topuğu görünmemesi gerekir diye İzmir gibi sıcak bir şehirde yıllarca peçe, eldiven, gözlük, çarşaf giydirdik. Sonra bu gavur devlet ve hükümet bizi engellemek istiyor, onların kan damarlarına girmek için saçını başını açmak lazım, baş örtüsü teferruattır din hükmü değildir diye ters yüz edildik. Yıllarca Atatürk deccal ve kafirdir diye şartlandırıldık ve inandırıldık. Atatürk birçok çarşaflı kadını Erzurum şehri meydanına asmış ve süngületmiştir diye tahrik ve düşmanlıkla doldurulduk. Misali ile İhsan Kalkavan Hürriyet gazetesinde konuşturuluyor. " F. Gülen hoca en büyük Atatürkçüdür bunu ispatlarım. " diyor. Bu çılgın viraj ve zikzaklardan şaşkına döndük. Bu hezeyanların açıklanmasını isteriz. Artık birinin " KRAL ÇIPLAK " deyip bu tiyatroya bir son vermesi ve dünya çapındaki bu şişirilmiş balonu patlatması, hipnotizmayı bozması, gizli gerçekleri bütün yönleri ve açıklığı ile kamu vicdanının değerlendirmesine sunması gerek, ve zamanı geldi geçti diye düşünüyorum. Binlerce defa hayal ve inanç dünyası hırpalanan, yıkılan insanımızın, meczupların, hayalperestlerin maceralarından kurtulması için, daha pek çok gizli Ladin' lerin Saddam' ların ve Apo' ların çıkmaması için, kendimize gelip kan gövdeyi götürmemesi için, Allah' ın mesajlarının hak ve hukukun üstünlüğü için, insanlığın her dönem her coğrafyada maceralara sürüklenmemesi için, açık şeffaf, izah ve kabul edilebilir, kontrol edilebilir yapılara sistemlere kavuşması, mafyalaşmaması ve terörizme yataklık yapabilecek gizlilikte ve kapalılıkta kalmaması için, özgür aklı hür vicdanı hür toplulukların köleleşmemiş insanların yetişebilmesi için bu açıklamaları yapmaya vicdanen kendimi mecbur görüyorum.
NURETTİN VEREN
18 Aralık 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder