09 Aralık 2008 Salı

Uzun Zamandır Görmediğim Bir Arkadaş

Dün bir yerde çay içerken ısrarla milliyet gazetesindeki F.Gülenle yapılan röportaj üzerine bazı şeyleri yazmamı, cevap vermemi bunun cemaat için çok ehemmiyetli olduğunu söyledi.

Bazı hakikatlerin çarpıtılarak anlatıldığını , değişik kademelerdeki hizmet insanlarının olayların iç yüzünü bilmediğini ve benim bu konuda cevap yazmam gereken birkaç noktaya dikkat çekti,

Yapılan röportajda; Nurettin Veren sizin pek çok siyasilerle görüşmenizi ilk defa sağlayan ve bu hizmetin illegal çizgiden legal bir çizgiye taşınmasında katkıları olduğu, hizmetin meşru çizgide kabullenilmesi ve anlatılması için girişimlerde bulunduğu, senelerce sizi en zor durumunuzda ve kuruluşun ilk gününden son senelere kadar yanınızda en mahrem meselelerinizde bulunduğunu söylüyor buna ne dersiniz? diye F. Gülene yöneltilen bir soruya F.Gülen Hocanın verdiği cevap gayet basit kısa hiçte doğru olmayan bir cevap bunun mutlaka cevaplandırılması gerekir dedi.

Soru bu şekliyle kendisine yöneltildi ve cevap F.Gülenin verdiği cevap ise, Nurettin Veren herhangi bir kimse gibi tanıdığım birisidir zaman zaman arabamı kullanmış olabilir bu şekliyle verilen bir cevap tamamen gerçekleri örtmeye matuf ve F.Gülene yakışmayan kesinlikle doğru olmayan bir cevaptı

Bunun cevaplanması gerekir bende bu güne kadar düşünmediğim halde kendisiyle birlikte bir ömür yaşadığımız ve insanların onu çok yüce çok doğru ve çok kutsal bildiği bir boyuta ulaşmış böyle saygınlık kazanmış birisinin hırsla kendine mahsus kazandığı mevki , mertebe ve şöhreti kaybetmeme uğruna hakkı ve hakikati doğruları saklamaya çalışması gerçekten o güne kadar dikkatimi çekmemiş olmasına rağmen o arkadaş bu konuyu sorunca bende tekrar dönüp gazeteyi açtım baktım ki aynen F.Gülenin söylediği şey arkadaşımızın dediği gibi ve doğruluktan hiç taviz vermeyen ve dünyanın en kutsal insanı gibi takdim edilen bir din adamı hüviyetindeki kimsenin şöhret,itibar,mevki ve makamını zedelememek ve etrafındakilerin yanında itibarını kaybetmemek için hakikatleri gizlemesi doğruları söylememesi gerçekten beni üzdü. Hem cemaate hem kendisine bir ihtar ve kendine gelme ve doğruları ortaya koyma namına bir şeyler yazmaya kendimi mecbur hissettim.

F.GÜLENİN ÇARPITILMIŞ 1. AÇIKLAMASI

(ZAMAN ZAMAN ARABAMI KULLANMIŞ OLABİLİR) hepsi bu kadar, yani sıradan bir insan ehemmiyet verilmemesi gereken bir insan şeklindeki bir ifade kesinlikle F.Gülene yakışmayacak bulunduğu konuma yakışmayacak bir cevaptır.

Çünkü 1966 yılında kestane pazarı camisindeki tahta kulübeye garip çaresiz ve kimsesiz geldiği zaman , ben motor sanat lisesinin son sınıfındaydım ve 1955 model chevrolet marka otomobilimle taksicilik yapıyordum . Ve arabamla onu İzmir’de her yere taşırdım çünkü o gün kendisini bilen hiç kimse yoktu. cami cemaati da henüz kendisiyle yeni tanışmıştı ve onun varlığından pek kimse haberdar değildi.

Fakat bizim samimi dostluğumuz ve benim o günden itibaren yıllarca onun şoförlüğünü yapmam arabamla sağa sola götürmem ve daha sonra Edremit’e, Manisa’ya her hafta arabamla götürmem daha sonra hizmetin skoda kamyoneti ile ,Arif çağanın bağışladığı opel arabasıyla sağa sola götürmem ve o gün etrafında bu şekliyle kendisine destek veren bir insanın ömür boyunca bu işi şerefle ve Allah rızası için yapan bir insanı bu şekliyle pasifize etmek onu küçük düşürecek ehemmiyetsiz bir insan gibi zikretmek kesinlikle hem doğru olmayan bir ifadededir hem de vefaya ve dostluğa kesinlikle yakışmayacak bir tarzdır.

1970 li yıllarda İzmirden Bingöle, Malatyadan Diyarbakıra, konyaya ALTIN NESİL KONFERANSLARI İÇİN Türkiyeyi baştan sona dolaştığımızı 1980 ihtilal sonrası duvar ilanları ile 6 yıl arandığı sürede trene ucağa binemediği günlerde , istanbula gelip beni bularak 56 gün sürecek olan pek çok tehlikelerle dolu Erzurum Kars yoculuğumuzu aras nehri kıyısındaki buzlar ve karlar arasında donmak üzere ölüm kalım mücadelesi vererek yaptığımız seyahatları sayın gülen unutsa da ALLAH UNUTMAZ

Yiğidi öldür hakkını yeme diye bir söz var

Evet biz bugün kaderin bir cilvesi olarak karşı karşıya gelmiş ve birbirimizle itham eden bir noktada ayrı cephelerde ayrı noktalarda bulunmuş olabiliriz ama hakkı teslim etmek ve doğruları söylemek yakışır mümine



F. GÜLENİN 2. ÇARPITILMIŞ AÇIKLAMASI

(ZAMAN ZAMAN YANIMA GELENLERLE FOTOĞRAF ÇEKTİRMİŞ KENDİSİNİ ÖNE ÇIKARMAK İSTEMİŞ) Diyor
yapılan bunca fedakarlık ve cömertliklerin kimsenin kendisine vermemesini anlatırken acaba her şeyin kendi, malı mülkü şahsi şöhreti durumuna geldiğini nasıl kabul edebiliyor .

Yapılan her işin ALLAH'dan bilinmesini öğütlerken .kalpleri ve kafaları kendi şahsi özellikleri ve güzelliklerini anlatarak doldurmasının şirk haline geldiğini ne için görmezlikten geliyor


HERKESİ BRÜTÜS KENDİNİ SEZAR GÖRÜYOR



Yakınındaki herkesi silmek , potansiyel bir tehlike olarak görmek , islami ve insani dostluk ve kardeşlik ahlak tanımlarına uyuyormu?



HAKKA HİZMET AĞIR VE KIYMETLİ BİR HAZİNEDİR NE KADAR ÇOK OMUZLAR ALTINA GİRSE İYİDİR



Bu görevi sadece kendi şahsi işi ve sorumluluğu olduğunu kabullenmek marazi bir ruh hastalığıdır ,nefsin bir aldatmacasıdır. 1990 lı yıllarda inançlı yurttaşlar tarafından başlatılmış eğitim çalışmalarından endişe edilmemesini. Devlet ve hükümet yetkililerine anlatarak testiyi kıranla , testiyi dolduranı tefrik edilmesi için F.Güleni hayatında ilk defa görüştüğü resmi olarak bir Başbakanla görüştü Tansu Çillerin Başbakanlık konutuna gizlice aldığı bir randevu ile götürüp görüştürmem onun hayatında bir dönüm noktası olmuştur.


Onu bir lider olarak bir din adamı olarak bir maneviyat insanı olarak anlatıp bu ülke menfaatine yaptığı işlerin kan alize edilmesi illegal çizgiden legal çizgiye getirilip meşru bir hüviyet kazanması için yaptığım bu teşebbüs çok samimi hem bu hizmetin menfaati hem bu Ülkenin Devletin menfaatine olacağına düşünerek yaptığım ilk buluşmasıydı çünkü bizi o gün gizlice yaptığımız bu faaliyetler aynen PKK örgütüyle aynı suçta aynı tehlikede görülmesini sağlayan tehlikeli bir yapıydı benim maksadım F.Gülenin masumiyeti ve bu hizmetin eğitim seferberliği olduğu ve gizliliğin ortadan kaldırılması ve devlet tarafından gözetilmesi ve yönetilmesi içindi ilk yaptığım teşebbüsteki niyetim buydu ve kendisini o güne kadar hiç görüşmediği o seviyede bir insanla bir görüşme yapmadığı bu durumu ben izale etmek için konutta Tansu Çillerle görüştürdüm .


Ve kendisi bu görüşmeyi kesinlikle 3-4 defa istemedi ve reddetti 2 tarafı da ikna etmede zorlandım uzun bir çaba sonunda bu olayın gerçekleşmesine sebep oldum bu açılımın faydalı olduğunu düşündüğü için Samanyolu Kolejinin Ankara Samanyolu Kolejinin üzerinde 50 kadar arkadaşa intibalarını heyecanla ve büyük bir memnuniyetle anlattı zannediyorum o sohbetteki konuşmalar kayıtlarda vardır ve pek çok arkadaşımıza benim bu teklifime kızdığımı fakat sonunda yapılan bu görüşmenin Tansu Çillerle yapmış olduğu bu görüşmenin gerçekten çok faydalı olduğunu kendisinin de devlet hakkındaki kanaatinin değiştiğini ve bu işin mutlaka bu şekliyle açığa çıkıp legal bir çizgide meşru bir hüviyet kazanması gerektiğine ikna olmuştu ve bana bu işte çok hayırlı bir vazife yaptın ben seni çok bu konuda hırpalamıştım ve senin bu teklifini tehlikeli ve zararlı olur düşüncesiyle hep ertelemiştim ve kabul etmemiştim ama gördüm ki yaptığın bu iş çok hayırlı daha öncede selamını getirdiğin bizi karşı sevgisi muhabbeti olduğunu söylediğin Hikmet Çetin bey içinde olumsuz düşünüyordum eğer oda Tansu hanım gibi bu şekliyle iyilik düşünerekten görüşmek isterse ona da gidip bir ziyaret edelim derdimizi anlatalım dedi.


Ve daha önce hiç görüşmediği Hikmet Çetin beyin evine de ziyarete gittik ve bu konuşmalarında kasette bende mevcut ve bu memnuniyet ve bizim meşru çizgide açık ve net bir hayır kurumu ve eğitim kurumu olarak yaptığımız işleri devlet ve hükümet yetkililerine anlatmak faydasına ancak o zaman inanmıştı Hikmet Çetin beyin evindeki görüşmeden sonra Nurettin bey Bülent Ecevit beyle de görüşsek nasıl olur dedi ve bir müddet sonra sayın Ecevit’inde evinde görüştüğümüz bir toplantı randevu ayarladık ve bu randevu de Bülent Ecevit’in evinde ve Rahşan hanımın ikram ettiği çay servisiyle gerçekleşti bu F.Gülen hocanın 3. resmi hükümet erkanıyla görüştüğü randevuydu ve bu olumlu geçen toplantılardan sonra sayın Cin doruk meclis başkanı idi ve biz T.B.M.M’ sine kıymetli bir rolex saat hediye ederek onunda ziyaretine gittik ve artık F.Gülen eski molla derviş hüviyetinden artık bu görüşmelerden aldığı cesaret ile ve kabullerle öyle ikna olmuştu ki kendisinin geldiği bu konumun ve bu gücün iyice farkına varmış benim yapmak istediğimde farklı bir düşünce çizgisine gelmişti benim kendisini ve eğitim hizmetlerini gizli saklı yapılmaması gerektiğini ikna etmek bu işin Ülkenin yararına eğitim seferberliği olduğunu devletin kabullenip bizi ilagal bir terör örgütü gibi tehlikeli bir terör örgütü görmemesini sağlama düşüncesiyle devlet millet buluşmasını temin maksatlı teklifimdi fakat bu iyi niyetimden kaynaklanan bu görüşmeler F.Güleni fevkalade cesaretlendirdi ve kendisinin bu dengelerde bir rol alacağını ve bu işlerde yön verebileceği rehmine kapıldı daha büyük hayallere yol açması yelken açmasına sebep oldu mutlak din gücü mutlak para gücü ve mutlak siyasi gücü kullanma rehmi dünyayı idare edebilecek bir lider konumunda gelme hayaline onu sürükledi ve o günden sonra siyasilerle görüşmeye hatta İstanbul’a hemen döner dönmez pek çok arkadaşımla birlikte medya patronlarınla da görüşüp aynen siyasilerle görüştüğü gibi arkası gelmeyen bir randevular zinciri başladı Aydın Doğan beyle,Nazlı Ilıcakla ve ilk defa onlarla hayatında görüşme oldu aynen hükümet yetkililerinle olduğu gibi ve diğer Ertuğrul Özkök le Tuncay beyle ve pek çok gazeteciyle ardı ardına görüşüp onların platformunda bir şeyler yapabileceğini inandı ve randevularda arka arkaya devam etti bunun pirim yaptığını ve cemaat içerisinde de kendisine güç ve kuvvet kazandırdığını görünce pek çok arkadaşımız maksadının dışında artistleri ve şarkıcıları getirmekle Fethullah hocanın hoşnutluğunu kazanacak bir faaliyet gösterme faaliyet yarışı içerisine girdiler benim esas yapmak istediğim mesele tamamen esas düşündüğümüz hedefin dışına kaydı ve F.Gülenin şöhretini arttırma insanlar üzerindeki etkinliğini arttırma yarışı haline geldi ve bu çizginin dışına taşıldı herkes ismi şöhreti olan kimseleri Altuni zadeye taşıyıp F.Gülen hocanın şanına şan şöhretine şöhret ününe ün katmak ve F.Gülenin hoşnutluğunu memnuniyetini aferimini alma yarışı içerisine girdi böyle büyük bir şeh uçmaz müritleri uçurur hakikati zuhur etti ve F.Gülen artık uçuyordu arka arkaya etraftaki gelen başarılar ve muhafikeyetler onun bir başarı sarhoşu haline gelmesini sebebiyet verdi ve F.Gülen artık islamın yeryüzünde 20.asırdaki temsilcisi ve bütün dünya dengelerini yönlendirebilecek bir güç haline geldi şöhret arttıkça etraftan gelen para ve destek yardımları da arttı ve bu şekliyle hem maddi hem manevi dünya çapında bir gücü elinde tutar konuma geldi.
İşte şimdi zaman zaman arabamı kullanırdı dediği Nurettin Verenin sırtına basarak kaderin onu getirdiği bu şöhret noktası bu noktada kimseye minnettar olmak kimseye borçlu olmak ve bu başarıları kimseyle paylaşmamak için kendisini yıllarca Allah adamı diye sırtında taşıyan insanları pasifize etme yok etme rehmine götürdü çünkü bazı kimseler geçmişinin bilinmesinden geçmişindeki konumunun anlatılmasından memnun olmaz birisini padişah yapmışlar önce babasını kesmiş çünkü geçmişinin bilinmesi onun şöhretinde kara bir leke olacak rehmiyle geçmişle olan irtibatını kesmek minnettar olduğu kimselere minnet ve teşekkür borçlu olduğu kimselere uzak durmak şanını gölgeleyeceğini endişesiyle onu uzaklaştırdı ve geçmişinden kopan geçmişindeki insanlardan utanan ve geçmişini karalayan köksüz aç gözlü hırs ve şöhret düşkünü bir insan ve şöhretini paylaşılmasına tahammül edemeyen rehim haline gelmiş bir lider hayaliyle bu noktalara gelindi şimdi insan vicdanen bunu kendisine söyleyemez topluma karşı bunların muhtaç olduğu ve sırtına bastığı medyun insanları pasifize edebilir ama kendi vicdanına karşı bunları söyleyemez ben burada F.Gülenin henüz ölmeyen vicdanı ve bir kırıntısı var ise bunun bu şekliyle olmadığını en azından kendi kendine söyleyeceğinden eminim Nurettin Veren zaman zaman arabamı kullanmış olabilir yani benim etrafımda pervane dönen pek çok şu anki kölelerimden bir tanesi de o olmuş bu şeref ona verilmiş olabilir gibi büyüklük ve kibir içeren bu sözlerin kendisine hiç yakışmadığını onun vicdanını kanatması için anlatıyorum hele hele ihtilal döneminde eskiden uçağa, trene otobüse binemediği ihtilal dönemine bir göz atıp 56 gün yedek subaylığım döneminde izin alıp arandığı dönemde kendisini Türkiye’nin İstanbul’dan Erzurum’una kadar bir uçtan bir uca taşıdığımı sakladığımı ve bana gelip arabamı kullan dediği 56 günüde hiç aralıksız beraber olduğumuz ve bütün Türkiye’yi arabamla dolaştırdığım o dönemi de zaman zaman diyorsa bununda vicdanına hatırlatılması ve kanatması için detaylı bir hatıra olarak hatıralar bölümünde bu 56 günlük seyehatide anlatacağım şimdi 1966 yılında 1985 yılına kadar yani 20 yıl tahta kulübenin birkaç tane talebe evinin dışında hiçbir resmi müessesemiz okul yurt olmadığı bu dönemde F.Gülenin yanında ona destek olmak ona arkadaş olmak ona vefalı bir dost olmak ve Allah rızası için bu memlekete eğitim faaliyetlerinde bulunmak üzere yanında yer alan bir insanın müesseseler kurulup masalar kasalar müdürlükler mevkiler ortaya çıktıktan sonra gazeteler, televizyonlar, sigorta şirketleri,bankalar ortaya çıkıp holdingler kurulduktan sonra bu hizmete gelen insanların hiç bir şey yokken 20 yıl tahta kulübeyle birkaç talebe evinin peşinde tırnaklarıyla hizmet eden bütün fedakarlığıyla dostluk ve kardeşlik içerisinde bu müesseselerin kurulmasına zemin hazırlanan dönemde yanında yer alan insanları sonradan dağdan gelip bağdakini kovmak gibi onların hakim olması ve şöhretleri ve bu maddi imkanları bulduktan sonra bu işe gelen insanların kendini hizmet adamı gönül adamı diye görmesi herhalde vicdanlarında kabul edebilecekleri bir şey değildir ve bu hakikatlerin bu değerlendirilmelerin mutlaka bütün cemaat tarafından bilinmesi gerekmektedir bizim ilk defa resmi hüviyette kurulan yerimiz boz yakadaki yamanlar yurdudur yani 1966 yılında 1983 yılına kadar bu hizmette sadece tahta barakada birkaç kiralık evde yapılan bir hizmet vardı ve Nurettin Veren ve arkadaşları F.Gülenin yanında hiçbir maddi beklentisi olmadan bilakis ihtilal dönemlerinde 70 ve 80 ihtilalinde insanların arandığı hapislere atıldığı dönemde F.Gülenle birlikte hizmet eden bu insanları ihtilaller bitip müesseseler kurulup sırça kuleler kurulduktan sonra gelenleri bu birinci fedakar nesli ve kurucuları yargılaması sorgulaması hakkı olmadığı gibi bu insanlara hesap verme ve her şeyi onları teslim etme onların üzerlerindeki bir borçtur.


İşte Fethullah Gülen bu dengeyi kuramadı o gün yanında bir kaşık çorbayla mobilet motoruyla açık kasa skodayla hizmet eden açık kasa skoda kamyonetle konyaya hizmet için giden insanlar kara yolundan skoda kamyonet arkası açık arabayla hizmet için yola çıkan fedakar insanlarla sonradan müesseselerin saltanatın şöhretin ve saltanatın ve paranın su gibi aktığı bir dönemde yanına sokulanları bir birinden tefrik edip onlara değerince yer verememe ölçüsünü tutturamadığı için işte kendisinin dünyayı idare edebileceği rehmiyle sürekli fedakar insanları yok edip yeni yeni insanlarla çalışmak eskileri selpak gibi kağıt gibi atıp her dakika kullanıp atacağı malzemeler gibi görerek yoluna devam etmek tabanı ve blokajı çürük b ir inşaattır çünkü islami ve peygamberane bir usul ve yol değildir.


İslam terminolojisinde Allah ve resulüyle birlikte olanlar bir blokajdır Allah resulünün ilk dönemde yanında olan insanlar hep daima 1. saffı teşkil etmiş en aziz kimselerdir ondan sonra gelenler tabi metebi tabiiyimdir diye sıralıdandır ılır bu ölçüye riayet etmek için işaret eden pek çok islami ölçüler vardır sahabi yani Allah resulünün yanında bir taş koymuş 3-5 sene bulunmuş bir sahabi peygambere yardım etmiş olan bir insan İslam tarihi boyunca bütün ülomanın üstünde yer almıştır daha sonra gelenler hep onları hayırla yadetmiş saygıyla anmışlardır.



Şimdi bu hizmet 40 senelik bir süreç içerisinde 1. nesli eliyle yok etmiş ismi adı sanı bilinmez yok edilmiş karalanmış kağıt mendil gibi atılmış olarak 2. nesle anlatılmıştır ve 3. nesilde 2. nesil hakkında aynı şeyleri düşünmektedir işte F.Gülenin kısır görüşleri kendi şahsıyla insanları tamamen bağımlı hale getirmesi gündemi kalpleri kafaları şahısları kendiyle meşgul edip tamamen islami çizgileri ve islami termolojeyi yok etmesi yeni bir din anlayışıyla kendine odaklı körü körüne itaat eden hiç düşünemeyen yargılamayan sorgulamayan bir kitleyi meydana getirmesi kendi şahsına mahsus hiç emsali ve örneği olmayan bir güruh meydana getirmiştir.



Bunun uzun ömürlü olmayacağı gibi pek kısa zamanda birbirini yiyecek memleketin ve dünyanın başına bela olacak bir karmaşaya sebebiyet vereceğini görememesidir belirsizlik, rahatsızlık, isimsizlik ve şahsiyetsizlik hiçbir zaman uzun ömürlü olamaz bu hizmetin ismi yoktur kuralları yoktur heyeti hal itesi yeti yoktur şahsiyeti yoktur ve tamamen belirsizlik içeririnde bu hakikatten bunun getirdiği avantajları kullansa bile tarih boyunca isimsiz ve kimliksiz olan akımlar daima buharlaşmış yok olmuş kaybolup gitmiştir ve pek çok ümitleri ve şahısları da alıp bir maceraya sürükleyip yok etmiştir.



İşte ben şahsen bu işle ilgili pek çok insanın feda karana harcadıkları ömürleri ve mallarını böyle belirsizlikler yumağı içerisinde meçhul ve bir macera meselesi olmasından endişe duyuyorum ve yapmak istediğim anlatmak istediğim bu meseleleri pek derli toplu olmasa da zaman zaman sayfadan yazılardan cemaate en azından bizim bu yaşadığımız dönemden sonraki nesillere aynı felaketlere düşmemesi için meşru olmayan metotlarla hak davalar temsil edilemez mesajını vermek istiyorum ilagal yollarla gizli saklı belirsizliklerle açık net olaylar davalar temsil edilemez bunun ikazını yapmak üzere bu hatırayı da buraya kaydetmiş oluyorum.


Nurettin Veren

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Nurettin bey yazinizin tamamini okudum ve vaktimin israf oldugu kanaatine vardim.Size tavsiyem daha tutarli yazsaniz cunku ayni yazida celisen ifadeler mevcut.Bide kendinizi cok on plana cikarmasaniz daha inandirici olur.Bu arada merak ediyorum bu kinle nasil yasiyorsunuz.Hayatinizi cehenneme cevirmissnizdir.Dindar insan kindar olmaz.Kindar insanda dindar olamaz.Bide son bisey maddi zorluklar icindeyseniz medya gucunu kaybeden isbirlikci medya ile son hamlelerinizi yapin daha sonra valla hic bisey yapamayacaksiniz.Samimi soyluyorum,az cok gucunuz kalmisken belki tutar kim bilir.Bide yalanlariniza inandiricilik katmayan sey beraber bulundugunuz insanlar.E bunlar hep din dusmani.Sizin gibi coooook dinine bagli bir insan hakkinda ister istemez kotu dusunuluyor.Inandiricilik acisindan diyorum.Bu tuyolari kimse vermez haaaaa.Hadi bana eyvallah

Adsız dedi ki...

yazıda hiç bir çelişki yok ,çelişkiyi belirtin bizde bilelim,adam doğruları sıralamış bir bir hepsi mi uydurma ,para güç saltanat gelince Allah din iman unutulmuş....