23 Şubat 2009 Pazartesi

Siyasal Nitelikli İç Hareketler


İlk Hareketler, "AYDINLIK" ve "YANKI"

Gazeteci Haşim Söylemez; Aksiyon Dergisinin 500nci sayısında, “70’lerde terör ve Aydınlık Yankı’landı” başlıklı yazısında gençlik hareketleri ve yazılı propaganda üniteleri ile ilgili ilginç makalesinde şunları yazmaktaydı.

“ 1970—80 arasındaki ideolojik terör ülkeyi iç savaşa götürüyordu. Bugün TSK ile yakın teması olduğunu savunan Doğu Perinçek ve kontrolündeki Aydınlık, geçmiş dönemlerde TSK’ya karşı sert tavır içindeydi. Mehmet Ali Kışlalı yönetimindeki Yankı’nın siyasi yelpazedeki yeri ise ortanın solu idi.

Aydınlık dergisi, 1970’te, ‘Proleter Devrimci Aydınlık’ adıyla yayımlandı. 1974’te Aydınlık adıyla haftalık periyotla çıkmaya devam etti. 1978’den 12 Eylül 1980’e kadar ise yine Aydınlık adıyla (bu sefer gazete olarak) yayın hayatını sürdürdü. Önemli bir tiraja ve itibara ulaşamasa da, İşçi Partisi (İP) lideri Doğu Perinçek’ten dolayı hep tartışıldı ve baştan itibaren Sovyet çizgisini onaylamadı. 1969 sonlarında Dev—Genç içindeki ayrılıkların derinleşmesiyle, Aydınlıkçılar’ın çizgileri şekillendi. Mao’yu ve Çin Komünist Partisi’ni (ÇKP) rehber edinen Aydınlıkçılar, Türkiye’deki sol hareketten ayrışmalarıyla dikkat çekti. 1975’e kadarki dönem Aydınlık için parlak bir dönemdir. İkinci dönem ise onları farklı bir çizgiye taşıyacaktır. Bu çizgi daha çok korkudan ibaretti. Sovyetler’in Çin’e saldıracağı korkusuyla, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dahil bütün güçlerle ittifak çabası içine girip yeni teoriler geliştirdiler. Bu sırada ılımlı hatta uzlaşmacı bir yol tuttular.

Aydınlıkçılar, yükseliş yıllarında, önemli bir aydın birikimine sahipti. Araştırmacı özellikleriyle ülkedeki siyasi yelpazede rol oynadılar. Ama, zamanla bu ‘aydın’ vasıflarını yitirdiler ve solla araları giderek açıldı. 1970’ten 1980’e kadarki dönemde, Doğu Perinçek’in serüveni, Aydınlık’ın da serüveni oldu.

Perinçek, Aydınlık Sosyalist Dergi’den 5’inci sayıda ayrılarak, Proleter Devrimci Aydınlık’ı (PDA) kurdu. Mihri Belli, başka bir dergi kuran Perinçek’e tepkisini, ‘CIA’nın Maocusu’ başlıklı bir yazı ile gösterdi. 1961 Anayasası’nın sağladığı ortamı çok iyi değerlendiren sol örgütler, ülkeyi iç savaşın eşiğine getirmişlerdi. Bu örgütler arasında Aydınlıkçılar da bulunuyordu.

Aydınlıkçılar’ın en önemli özelliği, olağan dönemlerde son derece olgun ve birleştirici bir çizgi izlemelerine rağmen, olağan dışı durumlarda ise kendilerinden başka bütün akımları “emperyalizmin ajanı” ilan etmeleriydi. Bu özellik 1978—1980 yılları arasında daha da netleşti. O yıllarda Türkiye, SSCB’yi bir tehdit unsuru olarak görüyordu. Aydınlıkçılar, diğer sol gruplardan farklı bir anlayış sergileyerek, SSCB’yi düşman konumuna yerleştirmişti. ABD’yi barış cephesi içerisinde değerlendiriyorlardı. O dönemde ortaya atılan iddiaya göre, Sovyetler Birliği, yasa dışı TKP’yi el altından destekliyor ve Türkiye’de bir devrim tasarlıyordu. Tam bu sırada bir kampanya başlatan Aydınlık, TKP, TİP ve TSİP’i yok etmek için, Türkiye’deki Sovyet Devrimi’nin an meselesi olduğunu iddia eden yayınlar yapıyordu. Dergi, başta TKP olmak üzere birçok Marksist örgütü “toplumun tortusu” ve “halk düşmanı” olarak niteliyordu. Özellikle 1980 yılının şubat ve mart aylarında yaptığı “Kurtarılmış Bölgeler” başlıklı yayınlarda bu saldırı kampanyası had safhaya ulaşmıştı. TKP ve TKP’ye yakın tüm sol gruplarla ilgili yazılar yayımlanırken, bunların önder kadroları isim isim afişe edildi. Faaliyet gösterdikleri yerler, iş yerleri, okulları, evleri fotoğraflarla veya krokilerle deşifre edildi.

Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile yakın teması olduğunu iddia eden Doğu Perinçek ve kontrolündeki Aydınlık, geçmiş dönemlerde TSK’ya karşı sert tavır içindeydi. Mart 1977’de, TSK’yı, NATO’ya bağlı olmak ve ABD emperyalistlerinin denetiminde bulunmakla eleştiriyorlardı. Bugün Kıbrıs’ın hükümet tarafından gözden çıkarıldığını söyleyen aynı zihniyet, o yıllarda şu görüşü seslendiriyordu: “Türk Ordusu emperyalist bir devletin ordusu olmakla beraber, süper devletler arasındaki rekabetten yararlanarak ve süper devletlerden birine dayanarak komşumuz olan üçüncü dünya ülkesi Kıbrıs’ı işgal etmiştir.”

1978—79 yılları arasında Aydınlık, MİT’e yönelik bir ifşaat kampanyası da başlattı. Amaç, MİT içerisinde Amerikancı olarak nitelendirdikleri Hiram Abas—Mehmet Eymür ekibinin tasfiye edilmesiydi. Perinçek, Hiram Abas’ın ev adresini, krokilerine varıncaya kadar Aydınlık’ta yayımlamış ve Abas 1990’da öldürülmüştü. Eymür ise kısa bir süre sonra MİT’ten ayrılmak zorunda kalacaktı.

Hiram Abas ve Mehmet Eymür, bu olaydan kısa bir süre önce MİT’te bir operasyon başlatarak CIA ile bağlantılı bir MİT görevlisine suçüstü yapacaklardı.

Mehmet Eymür, ‘Analiz’ isimli kitabında olayı şöyle anlatıyor: “Hiram Bey, Aydınlık’ın arkasındaki gücün, Savaşman’ın bilgi sattığı ülkelerden biri, yani ABD, İngiltere veya bu ülkelerle menfaat birliği bulunan ve Osmanlı devrinden beri Türkiye’nin içişlerine karışmayı adet edinen Fransa gibi sömürgeci bir devlet olduğu kanaatindeydi. Hiram Bey’e göre Aydınlık’ın Türkiye’deki misyonu şöyleydi: Türkiye’de hızla gelişen ve Batı dünyası için tehlikeli hale gelen Sovyet yanlısı aşırı solu, yeni bir doktrinle bölmek, birbirine düşürmek, parçalamak ve etkisiz hale getirmek. Türkiye’de politik ve ekonomik istikrarsızlığı pompalayan faaliyetleri devam ettirmek.”

1970 ile 1980 yılları arasında Aydınlık dergisi, her ne kadar işçi sınıfını ön plana çıkarmışsa da, ifşaatlarla suyun bulanmasına vesile oldu. Doğu Perinçek ile özdeşleşen Aydınlık, o tarihlerdeki dava arkadaşlarından da zaman zaman eleştiri alıyordu.

Yankı

1970 ile 1980 yılları arasında yayınlanan haber dergilerinden biri de Yankı’ydı. Ciddi bir haber dergisi hüviyetindeki Yankı, günümüz dergiciliğine de ışık tutacak nitelikteydi. 1958’de yayın hayatına başlayan ve 1968 yılında kapanan Kim dergisinden sonra o dönemde ciddi bir haber dergisi boşluğu yaşanıyordu. Özel haber ve söyleşiler, ayrıntılı incelemeler yaparak okuyucu kazanmayı amaçlayan Yankı, gazeteci Mehmet Ali Kışlalı yönetiminde 1 Mart 1971’de haftalık periyotla piyasaya çıktı. Kışlalı o günlerde Türk Haberler Ajansı’nın (THA) Ankara temsilcisi; Time, Newyork Times ve Daily Telegraph’ın Türkiye muhabiriydi. THA’dan kendi isteğiyle ayrıldıktan sonra dergi projesini hayata geçirdi. Daha önce de Akis’te çalışmış, dergi tecrübesi edinmişti. Derginin 14. yılında yaptığı açıklamada; “Yankı mücadele dergisi değil, haber dergisidir” diyordu.

Yankı, siyasi yelpazedeki yerini ortanın solu olarak belirlemişti. Özellikle koalisyon hükümetleri döneminde, memleketin bütünlüğünü parçalamaya yönelik din ve ırk kökenli birtakım ayrılıkçı hareketleri yermişti. Daha önceki yıllarda yayınlanan Akis ve Kim haber dergileri gibi, Yankı da birçok gazeteci için okul olmuştu. Haberciliği ön planda tutan Yankı, 1977–1983 yılları arasında tirajını 40 bine tırmandırmayı başarmıştı. İlhami Soysal, Hıncal Uluç, Mustafa Ekmekçi, Öcal Uluç ve Şefik Kahramankaptan gibi gazetecilerin üzerinde büyük etki yaptı.

1980’de Ilıcak’a devredilen, 1986’da ise Milliyet’in Haftaya Bakış’ıyla birleşerek Yankı—Haftaya Bakış adını alan derginin yayınına 6 Mayıs 1988’de ara verildi.”

Doğan Erbaş

0 yorum: