20 Mart 2009 Cuma

Anti Terör ve Türkiye

Türkiye, jeopolitik öneminden ve rejimsel sisteminden kaynaklanan nedenlerle uzun yıllar terörizme muhatap olmuş bir ülkedir. Cumhuriyet tarihimiz uzun bir dönem, rejimi yıkmak isteyen ve bu amaçla sosyal huzuru ortadan kaldırmaya çalışan terör örgütlerinin faaliyetlerine sahne olmuştur. Bu terör örgütleri, otoritenin “karşı etkisi” sonucunda ideolojik amaçlarını hayata geçirmeyi başaramamışlardır.

Türkiye, son yıllarda sivrilen bölücü terör hareketlerinin bir sonucu olarak, terörizmin propagandalarının ve eylemlerinin önüne geçmek için, anti terör ünitesini güçlendirmiş ve halkın teröre karşı ortak tutum göstermesini sağlamıştır.

Anti terör hareketine ivme kazandırmak için, vatandaşları terör konusunda bilinçlendirmek gerekmektedir. Bu maksatla Devlet, ülkemizde faaliyet gösteren terör örgütlerinin ideolojik amaçlarını, kanlı eylemlerini ve bu örgütlere destek veren dış mihrakların varlığını, halka açıklığıyla anlatmaktadır. Bu bir tür anti propaganda sistemidir. Yani, “terörü kendi silahıyla vurmaktır.”

Anti terör konusundaki etkin birimlerden biri olan; E.G.M.TEMUH (Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Harekat Daire Başkanlığı), terörü önleme konusunda fiziki faaliyetler uygulamanın yanı sıra, halkı terör ve terörizm konusunda bilinçlendirmek için karşı propaganda uygulamaktadırlar.

Terör karşıtı alt yapıyı oluşturmak sosyal eğitime bağlıdır. Kişilerin terörizme karşı ortak tavır almasını sağlamak için, önce sağlam bir eğitim zemini oluşturmak gerekmektedir. Bu nedenle devletler, öncelikle halkın sosyal eğitim konusunda yeterli olmasını sağlamak hususunda çalışmaktadır. Sosyal eğitim; bireysel eğitimlerin oluşturduğu bir bütündür. Yeterli eğitime sahip olan bireyler; siyasal ve rejimsel gelişmeleri daha iyi kavramakta ve bunun sonucu olarak ta, terörizmin otorite karşısında bir alternatif olmadığını anlamaktadır.
O halde şöyle söyleyebiliriz; Anti Terörizmin ilk basamağı sosyal eğitimdir…

Kırsal bölgelerde sosyal eğitim oranı, büyük şehirlere oranla daha düşüktür. Bunun bir çok nedeni vardır. Bu nedenlerin içinde en geçerli olanları ise; nüfus azlığından kaynaklanan okul eksikliği, ailelerin törel yaşam biçimlerinden kaynaklanan eğitim karşıtı tutumları, coğrafi ve ekonomik nedenlerdir. Terör örgütleri ise bu boşluktan faydalanırlar.

Bölücü terör örgütlerinin bu noktada uyguladıkları bir yanıltma stratejisi bulunmaktadır. Bu strateji şöyledir;

Bölücü örgüt militanları faaliyet gösterdikleri kırsal bölgelerde etkili eylemler yaparlar. Bu eylemlerin propagandasal hedefi, o bölgede yaşayan halktır. Terör örgütleri, yaptıkları eylemler sonrasında, katliamı yapan faillerin kendileri olmadıklarını, devlet güçlerinin militan kimliğine bürünerek masum insanları katlettiğini ve bu nedenle saldırının tüm sorumluluğunun devlet güçlerine ait olduğunu iddia ederler. Bu durum; P.K.K. / KONGRA-GEL terör örgütü lideri Abullah ÖCALAN'ın yargılama tutanaklarında açıkça gösterilmiştir. Buradaki amaç, hem eylemsel dinamiği korumak, hem de halkı devletine karşı kışkırtmaktır.

Anti Terörizmin ilk basamağının mahiyeti bu noktada anlaşılmaktadır. Terörün yoğun olarak bulunduğu bölgelerdeki sosyal eğitimi kuvvetlendirmekle, terörizme yönelik bölge desteğinin önüne geçilmektedir.

Anti terör konusunda bölgesel önlemlerin alınması hususunun dışında, kurumsal bazda önlemler de geliştirilmiştir.

Her devletin, yasalarla düzenlenmiş anti terör üniteleri bulunmaktadır. Bu ünitelerin görevi, terörsel ideolojiyi benimseyen teşekküllerin faaliyetlerini ortadan kaldırmak ve bu teşekküllerin eylemsel gücünü zaafa uğratmaktır.

Ülkemizde, anti terör konusunda fiziki olarak faaliyet gösteren resmi kurumlar, T.S.K. (Türk Silahlı Kuvvetleri Anti Terör Birimleri), E.G.M (Emniyet Genel Müdürlüğü Anti Terör Birimleri) dir. Bu kurumların dışında kalan; M.İ.T (Milli İstihbarat Teşkilatı) ve diğer istihbarat kurumları, anti terör konusunda istihbari faaliyet sürdürmektedir.

İstihbarat kuruluşları genellikle anti terör sistemini fiziki olarak uygulamazlar. Bu kurumların görevi; Terör örgütlerinin yapısal varlıklarını, amaçlarını, eylemlerini ve faillerini gözlemlemek, bunlar hakkında geniş çaplı bilgi toplamak ve topladıkları bilgileri değerlendirerek bağlı olduğu otoriteye bildirmektir.

Bu konudaki bir istisnayı hatırlatmak isteriz; 2937 Sayılı Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu ile, ülkenin resmi istihbarat kuruluşu olarak kabul edilen M.İ.T, her ne kadar anti terör konusunda istihbari görev yüklenmiş ise de, kurum, müsteşarlığın iznine bağlı olarak fiziki uygulamalar da yapabilmektedir. M.İ.T. bu uygulamayı çok sık yapmamaktadır. Ancak; terör konusunda diğer kurumlardan daha fazla bilgi ve veri sahibi olan bu kurum, gerektiğinde fiziki yöntemlerle terör eylemlerinin önüne geçmeye çalışmaktadır. Örneğin 28.01.1993 tarihinde, iş adamı Jack KAMHİ'ye suikast düzenleyen radikal islamcı militanları M.İ.T. yakalamış ve M.İ.T. müsteşarlığı bu konuyla ilgili basın açıklamasında bulunmuştur.

TERÖRÜ ÖNLEMEDE ANTİ TERÖR SİSTEMİNİN ÖNEMİ

Terör hareketleri önce, yasa dışı teşekküllerin eylemleriyle vücut bulur. Zamanla bu küçük teşekküller ideolojik bütünleşme yoluna giderler. Bu bütünleşmenin önüne geçilmediginde ise, terör daha geniş bir zemine yayılır. Bunun sonucu olarak terör hareketleri, kronik şiddet hareketleri halini alır.

Anti Terörün hedefi, salt terörsel eylemleri önlemek değildir. Terörsel amaçlar ekseninde teşekkül oluşturulmasını engellemek de anti terörün amaçlarındandır.

Sivil yada kurumsal anti terör birimlerinin en önemli görevlerini sıralayacak olursak;

1- İhtilalci fikirlerin tek bir ideolojik merkezde birleşmelerini önlemek

2- Halkı terör ve terörizme karşı bilinçlendirmek

3- Devletin rejiminin, bağımsızlığının ve bölünmez bütünlüğünün sosyal huzurun teminatı olduğunu göstermek

4- Rejimsel otoritenin terörizme prim vermeyeceğini göstermek

5- Terör örgütlerinin propagandalarını etkisiz kılacak anti propaganda üretmek

6- Terör örgütlerinin ideolojik yapılanmalarını ve dış kaynaklı amaçlarını ortaya koymak

7- Devlet idaresinden kopartılmak istenen toprakların, yalnız başlarına uluslar arası platformda siyasal mahiyetinin olmayacağını göstermek

8- Devletin varlığına ve bütünlüğüne yönelik her hareketin terör hareketi sayılacağını ve böylesi eylemlerin karşılığında ağır yaptırımlar uygulanacağını göstermek

9- Terör örgütlerinin eylemsel etkisini kırarak, halk arasında korku ve panik oluşmasına engel olmak

10- Terör teşekküllerine yönelik etkili ve geçerli önlemler alarak, halkın devletine yönelik güven duygusunu tesis etmek.

11- Terör örgütlerinin uyguladıkları psikolojik savaş stratejilerinin etkilerini tüketecek karşı stratejiler uygulamak

12- Terör örgütlerinin ve bu örgütlerin siyasi propaganda kollarının, devlet kurumlarını yıpratmaya yönelik söylem ve beyanlarını etkisiz kılacak önlemler almak

13- Terör örgütlerinin, yaptıkları eylemlerin sorumluluğunu devlet kuvvetlerine yüklemek çabası bilincinden hareketle, terörsel eylemlerin faillerinin bu örgütler olduğunu ispatlamak.

14- Terörle Mücadele alanında faaliyet gösteren kurumların, kendi içlerinden kaynaklanan sorunların ifşasını önleyerek, bu kurumların itibarini zedeleyecek girişimlerden kaçınmak. (Örnek: eski dönemlerde Yargıtay - MİT ile organize suç örgütü lideri A.ÇAKICI arasında organik bir ilişki olduğunu isnat eden mihraklar)

15- Halkın, terörle mücadele konusunda devletin yetkili kurumlarıyla işbirliği yapmasını sağlamak



Doğan ERBAŞ

0 yorum: