Devletler, güven ortamı tesis etmek için, terörizme karşı sert önlemler almaktadırlar. Bunun nedeni, halkın huzurlu bir sosyal yaşam sürdürerek, devletin temel nizamına ve rejimine güven duymasını sağlamaktır. Ancak terörizm konusunda hissedilen ağır kaygılar, bazı devletlerin yanlış anti-terör stratejileri geliştirmelerine neden olmaktadır. Örneğin Rusya, Çeçen hareketinin etkisini kırmak için, devletin anti terör konusunda acımasız uygulamalar yaptığını gösteren psikolojik bir strateji uygulamakta ve bu uğurda kanlı baskınlar yapmaktadır.
Anti terör aslında oldukça hassas bir sistemdir. Adında da anlaşılacağı gibi anti terör, terörün etkisini yok etmeyi amaçlamaktadır. Ancak bu amacın icrasında, terörün izlediği yol izlenmemektedir. Anti terör sisteminin fiziki uygulaması sırasında hedef “insan” değil, hedef “terördür” yani, terörü engellemeye çalışırken masum insanları katletmek ve bunu da meşru bir kılıfa sokmaya çalışmak Anti terörle bağdaşmamaktadır. Anti terörün fiziki uygulaması sırasında aşırıya kaçılması karşı terörün doğmasına neden olmaktadır.
Ülkemizi ele alacak olursak örneğin 1970 li yıllarda baş gösteren ve 1980 ihtilaline kadar ülkeyi kan gölüne çeviren rejimsel terörün önüne geçilmesi konusunda hükümet etkisiz kalmış, bunun sonucu olarak ta bu aşırı sol örgütlerin eylemlerini kırmak için aşırı sağ akımlar baş göstermiştir. Böylece o dönemlerde ülkemiz sağ-sol çatışmalarının ortasına düşmüş, binlerce masum insan bu çatışmalarda öldürülmüştür.
Anti terör sisteminin fiziki uygulaması devlet tarafından ve resmi olarak yapılmaktadır. Sivil kitleler ise, anti terör konusunda siyasal bilinçlerini geliştirmekle yükümlüdür. Anti terörün fiziki uygulama yetkisini kendi üzerinde hisseden sivil kimseler terörü önlemeye çalışırken, karşı terörün tuzağına düşmektedirler.
Devletin anti terör uygulaması için görevlendirdiği kurumlar yasalarla belirlenmiş kurumlardır. Bu kurumlar; fiziki uygulamalarda insan haklarına ve toplum nizamına saygılı davranmakla yükümlüdürler. Bununla beraber bu kurumlar, anti terörü uluslar arası normlara uygun olarak ve toplumda öfke yada korku yaratmaktan uzak bir yöntemle uygulamaktadırlar.
Vatanseverlik, teröre karşı şiddete dayalı fiziki tepki göstermenin nedeni sayılmamaktadır. Bir hukuk devletinde, her kişinin sahip olduğu hukuksal ve sosyal haklar bulunmaktadır. Devlet nizamı; salt rejimsel düzen değil aynı zamanda sosyal huzur demektir.
1970 li yıllardan 1980li yıllara kadar uzayan sağ-sol çatışmaları aslında, terör ve karşı terör çatışmasıdır. Çünkü, anti terör uyguladıklarını ileri süren sivil teşekküller, terörün yöntemiyle hareket etmiş dahası kendi teşekküllerini devlet kolluğunun üzerinde görmüştür. Bu iki cephe; eylemsel dayanaklarının “ülke sevgisi” olduğunu iddia etmiş, ancak ülkedeki iç huzuru yaralayan eylemlerinden vazgeçmemişlerdir. Bu trajik bir çelişkidir.
Devletler, uyguladığı anti terör hareketleri için resmi kurumlarını kullanmaktadır. Fiziki Anti terör uygulanması hususunda sivil kimselerin görevlendirilmesinin veya bu kimselerin anti terör uygulamasına göz yumulmasının terörü önlemekten ziyade terörü sivriltmekten başka bir sonuç getirmediğini bilen rejimimiz, iç huzuru tesis etmek hususunda kendi kurumlarına güvenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokratik ve laik bir devlettir. Devlet anayasal sistem gereği, tüm vatandaşlarına eşit davranmaktadır. Dış kaynaklı terörizm yıllardır ülkemizin bu siyasal yapısını çökertmek için her yolu denemiş, ama halkımızın sağ duyusu, devletimizin egemen gücü ve stratejisi sayesinde başarılı olamamıştır. Bundan böyle de başarılı olamayacaktır. Bir ülkede huzur ortamı tesis edilebilmesi için, o ülkenin vatandaşlarının devletine katıksız güven duyması gerekmektedir. Her rejimde sıkıntılar yaşanabilmektedir. Ancak ülkemizde yaşanan ekonomik ve siyasi sıkıntıların kaynağı, Cumhuriyet Rejimimiz değil, terörle uğraşan devletin iç ve dış mihraklarla yıpratılmaya çalışılmasıdır.
Terör unsurları, iç güveni tadil etmek ve yıkmak için, önce güçlü kurumlarımızı yıpratmaya çalışmaktadırlar. Bu konuda bir açıklama yapan Genel Kurmay Başkanlığı, bazı internet sitelerinin Silahlı Kuvvetleri yıpratmaya yönelik faaliyetler içerdiğini ve konudan duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir.
Cumhuriyetin kurucusu ATATÜRK'ün ilkelerini benimseyen Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve ülkemizin diğer saygın kurumlarına yönelik bu bilinçli yıpratma çabalarının önüne geçmenin; ulusal bütünlüğü ve itibarı korumak konusunda önemli bir adım olduğuna inanmaktayız.
Doğan ERBAŞ
17 Mart 2009 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder