20 Nisan 2009 Pazartesi

Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası (1. Bölüm)

Fethullah Gülen'in 35 yıl başyardımcılığım yapan Nurettin Veren ve İst. Emniyeti Organize Suçlar Şubesi eski müdürü Dr. Adil Serdar Saçan, Türkiye'yi sarsacak bilgi ve belgeleri açıklıyor.

Merdan YANARDAĞ: Biliyorsunuz, "Yolsuzluk ve Yoksulluk" programında bugüne kadar genellikle devlet ve hükümetle ilişkili, ihale ya da özelleştirme uygulamalanndan kaynaklanan yolsuzluk olaylarını gündeme getirdik. Ancak, Türkiye'deki yolsuzluklar sadece bunlarla sınırlı değil.

Türkiye'de özellikle Siyasal İslama dayalı örgütlenmelerin ve cemaatlerin de kanştığı büyük yolsuzluklarla karşı karşıyayız. Milyonlarca insan bugün cihad adına harekete geçiriliyor, inançlar sömürülüyor ve ülke bunun üzerinden gerçekleştirilen bir siyasal örgütlenmenin kuşatması altında tutuluyor.

Yeşil sermaye diye nitelendirilen, kamuoyunda daha çok "İslami holdingler" diye tanınan bazı şirketler, yurt dışında cami avlulannda topladıkları paralarla yüzbinlerce insanı dolandırdı. İnanç, "helal kazanç" palavrasına kurban edildi.

Bugün Fethullah Gülen örgütlenmesini masaya yatıracağız. Halen Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) yaşayan, bu ülkeden özel bir himaye gören, istihbarat örgütü CİA tarafından korunan Fethullah Gülen, İslam coğrafyasına yönelik yeni emperyalist planlamanın önemli bir unsuru ve taşıyıcısı olarak öne çıkıyor. Büyük ya da Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'nin (GOP) ideolojik ve/veya dinsel arka planının kurulmasında stratejik bir rol oynayan, sinsi bir örgütlenme politikası izleyen bu gerici hareket, doğrudan ve dolaylı olarak yüz milyar dolara yakın bir parasal gücü kontrol ediyor.

Sevgili seyirciler, Türkiye'yi Amerika Birleşik Devletleri'yle işbirliği içinde kuşatan, devlette (bürokrasi içinde) örgütlenen, ordudan polise kadar geniş bir ağa sahip olan, iş dünyasında masonik bir yapılanma gerçekleştiren, çok sayıda şirkete, finans kurumuna ve fabrikaya sahip olan, eğitimden sağlığa kadar geniş bir alanda, deyim uygunsa bir imparatorluk kuran Fethullah Gülen ve örgütünü bugün masaya yatıracağız.

Basından söz ettiğimiz zaman karşımıza F. Gülen'in televizyonları, radyolan ve gazeteleri çıkıyor. İş dünyasından söz ettiğimiz zaman, banka ve sigorta şirketleri çıkıyor. Sağlıktan söz ettiğimiz zaman hastaneleriyle karşılaşıyoruz. Polisten söz ettiğimiz zaman neredeyse Emniyet'e egemen olmuş bir örgütlenmeyle karşılaşıyoruz.

Dolayısıyla, Amerika Birleşik Devletleri'nde on yıldır yaşayan bir insan, bu ülkenin gücünü de arkasına alarak, Türkiye'yi adeta kuşatma altında tutuyor.

Fethullah Gülen, hakkında açılan davalardan beraat ediyor, verilen istihbarat raporlannda böyle bir örgütün bulunmadığı ifade ediliyor. Ama savcılık bu kararın bozulması için üst mahkemeye itiraz ediyor. Ve kısır döngü yıllardır sürüyor. Yani Türkiye son yirmi yıldır garip bir örgütlenmeyi tartışıyor, onunla uğraşıyor; Fethullah Gülen hareketi...

Bugün stüdyomuzda önemli bir konuğumuz var. Sayın Nurettin Veren... Hoş geldiniz...

Ben sizlere Sayın Veren hakkında kısa bir biyografi vermek istiyorum. Nurettin Veren 1948 İzmir doğumlu. Makine mühendisi. Gazeteci ve Yazarlar Vakfı kurucusu, Samanyolu Televizyonu ve Zaman Gazetesi kurucu yönetim kurulu üyesi, genel müdürü ve ortağı. Asya Finans'ın (Bank Asya) kurucusu. Orta Asya'da Fethullah Gülen cemaatinin açtığı üniversitelerin ve okulların kurucusu ve genel koordinatörü. Fethullah Gülen'in 35 senelik baş yardımcısı ve siyasi danışmanı. Çeşitli kitapları ve makaleleri bulunan bir yazar. Örgütün Fethullah Gülen'le birlikte üç tepe kurucusundan biri ve yola çıkan 14 kişilik ilk ekipten önemli bir isim.

- Evet Sayın Veren, siz 2001 yılında bu cemaatten uzaklaştınız, kopuş 2004 yılında tam olarak kesinleşti ve çeşitli gazelere/dergilere bazı açıklamalar yaptınız. Cumhuriyet gazetesine yaptığınız açıklamalar bir yazı dizisi halinde yayımlanmak istendi. Ancak bu dizi, bir mahkemeden alınan kararla, "Fethullah Gülen'in kişilik haklarının ihlal edildiği" gibi garip bir gerekçeyle durduruldu. Okurlar ne anlatacağınızı tam anlamıyla öğrenemedi.

Daha sonra çeşitli girişimlerde bulundunuz, programlar yaptınız ama, bu örgütlenmenin derinliğini, yaygınlığını ve tehdit kapasitesini toplumun geniş kesimleri öğrenemedi. İnsanlar, F. Gülen örgütlenmesini geniş bir açıdan değerlendirme olanağı bulamadı. Özetle Türkiye, bu örgütlenmenin halk için yarattığı tehlikenin boyutlarını tam anlamıyla kavrayamadı. Verdiğiniz bilgiler, yayınlanan birkaç kitabın tirajıyla sınırlı kaldı.

- Sayın Veren, şuradan başlayalım isterseniz; siz 35 sene Fethullah Gülen ile birlikteydiniz. Gülen, büyük bir cemaatin lideri, nurculuğun en önemli kolunu yönetiyor. Neden ayrıldınız Fethullah Gülen örgütünden? Çünkü az önce biyografinizi değerlendirdiğimizde çok açık bir şekilde görüldüğü gibi önemli bir gücü elinizde tutuyordunuz. Neden ayrıldınız?

Nurettin VEREN: Teşekkür ederim efendim. Şimdi anlatacağımız konulan çok önceleri, defalarca kez açıklamak için çabalamış olmamıza rağmen; geniş kitlelere ulaşamamış, meramımızı anlatamamıştık.

Buradan ben sizin sorularınıza cevap vermeden önce, Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollamakla görevli sayın Cumhuriyet savcılarımızı da, özellikle içinde bulunduğumuz ilçe olan Şişli'nin Cumhuriyet Savcısını programımızın içeriğini bir ihbar olarak ve ülkemizin en mühim örgütsel meselesinin açıklanması olarak kabul edip, bu programı takip etmelerini ve gerekirse benden bilgi belge ve isimleri almalannı istiyorum.

Çünkü, daha önce de biz ülkemizin büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu beyan etmiştik. Ancak sanki Fethullah Gülen'i koruma ve kollamakla görevlendirilmiş gibi davranan medya, özellikle bizim sesimizi kıstı ve bu örgüt hakkında halkı bilgilendirme imkanımız kalmadı. Bu nedenle bu ihbar kabilindeki programın özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin saygıdeğer cumhuriyet savcıları tarafından dikkatle takip edilmesini talep ediyorum ve her koşulda kendilerine bilgi vermeye hazınm. Ben böyle bir davanın hem tanığı hem de sanığı olmaya hazırım.

Merdan YANARDAĞ: Elimizde sizin örgüt içerisindeki konumunuza dair bilgi ve belgeler var. Onları ekrana getirelim. Daha sonra o soruya dönelim istiyorum. Bu kadar önemli bir örgütlenmeyseki siz Türkiye'yi tehdit eden bir Frankenstein'ın yaratıldığını söylüyorsunuz bu örgütün kuruculuğunda ve yönetiminde önemli bir paya sahip olmanıza rağmen neden ayrıldınızı soracağım.

Çünkü siz, gösterdiğimiz bu fotoğraflarda' neredeyse bir dönem Türkiye'yi yöneten herkesle; bakanlar, başbakanlar ve cumhurbaşkanlanyla yan yanaşınız. Dahası bütün Orta Asya ülkelerinin, Türk Cumhuriyetlerin devlet başkanlarıyla birliktesiniz. Bu fotoğraflara daha sonra yeniden geleceğim. Çünkü bu fotoğraflardaki bazı isimler bugün önemli görevlerde. Örneğin şu nikâh fotoğrafındaki emniyet müdürü bugün Polis Akademilerinin başında. Çok üst düzey ilişkileriniz var. Sürekli Fethullah Gülen'in yanındasınız. Peki bu konumdan neden ayrıldınız? Ne oldu?

NURETTIN VEREN: İlk fikir ayrılıkları aslında 1995 yıllannda başladı ama henüz tam olarak kesinleşmemişti. Fethullah Gülen, bana kendi el yazısıyla gönderdiği mektup ile zannediyorum 96 başında düşüncelerimin ve tenkitlerimin tahammül edilemez boyutlara ulaştığını ve artık yollarımızın aynlması gerektiği bildirdi. Benim tenkitlerimi de kapris olarak niteledi. Seyircilerimiz bu konuda www.nurettinveren.net internet sitesinde daha detaylı bilgi bulabilirler ve orada bu mektubun orijinali var. Sayın Gülen'e de belki cevap hakkı doğar beni cemaatten, kendi tabiriyle, nasıl aforoz ettiği konusunda. Yayına katılıp konuşabilir zannediyorum.

MERDAN YANARDAĞ: Ayrılığınız 2001 yılında ama...

NURETTIN VEREN: 1995'den sonra barışma ve tekrar birlikte hareket etme fikri, arkadaşlann ısran ile gerçekleşti ama kalben ve fikren kopmuştuk. Yine böyle bir nedenle Amerika'ya 2001 yılında gidişimde, daha önce kitaplarımda ve Aydınlık Kürsü programında açıkladığım gibi, beni öldürmeye varacak şekilde üzerime hücum etti. Bu noktadan sonra artık görüşmek mümkün olmadı ve 2001 yılında Amerika'da Gülen'le beraber 30 gün kaldıktan sonra bu hücum ve cinnet karşısında canımı zor kurtardım. İşte bu tarih kesin ayrılığın da tarihidir.

Merdan YANARDAĞ: Peki ne oldu Amerika'da, nasıl oldu size yönelik bu saldırı?

Nurettin VEREN: Tabii ben savcılardan da, suç duyu­rusu hakkımı saklı tutarak, bir davet bekliyorum. Aynı malikanede 30 gün beraber kaldık. 137 dönümlük malikanede, Pensylivanya eyaletinde New York'a 2.5 saatlik mesafede, içinde sekiz tane villa var. Tabii burada örgütün hizmet eden elemanları, sadık kullar, sadık bendeler de bulunuyor. Bu villalarda sözüm ona çok mütevazı bir şekilde kalarak Amerika'da ikamet ediyorlar. Hizmetçiler, yandaşlar, taraftarlar ve naipler, vekiller...

İşte ben burada otuz gün kaldıktan sonra, son gün bir tartışmanın ardından Fethullah Gülen üzerime yürüyüp bana "Sen buraya bana suikast yapmaya geldin, ben bunu biliyorum" diye bağırmaya başladı. Yanındakilere (ki yetkili merciler isterlerse tek tek isimlerini de verebilirim) "FBI'a ve CİA'e haber verin, öldürtün bunu" şeklinde emirler yağdırmaya başladı. Hatta devletin kendisine koruma niyetiyle vermiş olduğu polis arkadaşlara da silahlarını çekip beni öldürmelerini söyledi. O polisleri de şahit gösterebilirim.

MERDAN YANARDAĞ: Şu anda Türk devletinin verdiği görevle bazı polisler orada Fethullah Gülen'i mi koruyorlar?

NURETTIN VEREN: Tabii... Acaba gerçekten Türkiye'den oraya Türk polisinin Fethullah Gülen'i korumakla gönderilmesinin yasal prosedüre uygunluğu var mıdır? O polis arkadaşımız (ki ben yakın tanıyorum kendisini) oraya kendi isteğiyle mi gitmiştir yoksa oraya Fethullah Gûlen'in özel isteğiyle mi gitmiştir bilemiyorum. Ama sürekli yanında bulunan arkadaşa, "Çabuk silahını çıkar ve onu öldür. FBI'a ve CİA'e haber verin ve Nurettin Veren'i öldürtün" şeklinde emirler yağdırmıştır.

MERDAN YANARDAĞ: Bu olay 2001'de mi oluyor?...

NURETTIN VEREN: Evet. Olayın şahitleri var. Yaşayanlar var. F. Gülen nasıl bir gönül insanı, nasıl merhametli bir insan? Bir karıncayı bile incitmeyen bir insan olarak takdim edilen biri bunlan söylüyor.

Bana ağır gelen Merdan Bey, "FBI ve CİA çağırın, öldürtün şunu!" şeklinde konuşmasıydı. Kendisi orada çekip silahı beni vursaydı bu kadar yaralayamazdı. 35 yıl önce millete hizmet için yola çıktığı bir arkadaşını FBI ve CİA'e öldürtmek istiyor. Tabii olay o kadar hızlı bir şekilde cereyan ediyor ve cinnet noktasında devam ediyor ki, yanındaki arkadaşlar verdiği emri yerine getirmeyince şöminenin önünden demiri kaptığı gibi (tabii gayet büyük bir demir, Nazlı Ilıcak'ın deyişiyle mangal maşası değil) üzerime hücum etti. Sonunda yirmi otuz kişinin sarsmasıyla beraber aşağı kata indirilip bir arabaya karga tulumba atılıp eşyalarımı bile alamadan saat gecenin birinde New York'un ortasına bırakıldım. Bunu yapan arkadaş da daha sonra beni kurtarmak için yaptığını söyledi. Tabii bu isimler bende saklı. Hukuki bir süreç başlatılırsa bunlan söylerim, şahadetlerine müracat edilir.

Merdan YANARDAĞ: Kendisi, bildiğim kadanyla 38 doğumlu olduğunu söylüyor çevresindekilere. Gerçekte kaç yaşında?

Nurettin VEREN: Bundaki amacı Atatürk'e atıfta bulunmak. "Ben o ölünce doğmuşum. Belki aynı gün, belki aynı saat" diyerek imalı bir şekilde Atatürk'ün ülkenin dinini imanını yok eden bir şahıs olarak vurgulayıp kendisinin de aynı tarihte doğduğunu söyleyerek büyük kurtarıcı olduğuna atıfta bulunmak istemektedir. Ki bizim yaşımız o zamanlar 16-17 idi, kendisi de bizden 7-8 yaş büyük, 1941 doğumludur. İşte daha o zamanlardan vuku bulan böyle bir tutkusu ve ütopyası var. Yani; Atatürk, vatan, asker, millet olgularına bakışıyla Fethullah Gülen'in bu istikamette oluşturduğu mistik bir atmosfer var. Yani ona göre Atatürk bir Deccal, kendisi de büyük kurtancı...

MERDAN YANARDAĞ: Sizin eleştirileriniz vardı. Bunu sistematik hale getirmeye başladınız 1995 yılından itibaren. Ancak, kendisi bu eleştirilerinizi kaldıramadığı ve sizi artık bir tehdit olarak görmeye başladığı için 95'ten itibaren bir ayrılık başladı, 2000'e doğru da bu ayrılık derinleşti ve 2001'de de koptu. Bu anlattığınız olay çok ilginç tabii, sizi FBI ve CIA aracılığıyla öldürtmek istemesi, bunu yapamayınca da kendisinin denemesi.

NURETTIN VEREN: Bu isterse bir cinnet ve hezeyan sonucu olsun, isterse anlık bir hadise olsun, böyle gönül insanı olarak nitelendirilen, bir Yunus Emre, bir Mevlana gibi takdim edilen bir insanla hiç örtûşmeyen bir davranış şekliydi. Kaldı ki biz, fakir insanlara okul açmak, yurt açmak, burs temin etmek için yola çıkmıştık. Yani bu hedeflerde ben bir mahsur görmedim. Üniversiteyi gece okuyarak bitiren bir insan olduğum için, eğitim sıkıntısı çeken fakir Anadolu insanına bir eğitim olanağı sunmayı, cami yaptırmak kadar kutsal bir ibadet olarak gördüm. Fethullah Gülen ile biz bu noktadan yola çıktık. Ben bunlarda bir mahsur görmedim.


Nurettin VEREN

1 yorum:

Adsız dedi ki...

www.nurettinveren.net
böyle bir websietesi yok uyduruyormusunuz bunları